2006 yılında hayatımıza giren polisiye dizi
konusu istanbulun sokaklarında suçlu peşinde koşan bir ekibin hikayesini anlatır , ekip maceradan maceraya atlar , her sezon ana karakterlerden biri mutlaka vurulur konuda güncel olaylar yer bulur örnek
yayınlanan 12 yılda rıza babanın başkomiserlikten 4.sınıf emniyet müdürlüğüne terfisini görebilirsiniz , dizide ahlak masası , kaçakçılık şubesi gibi özel bir ekip olarak sınıflandırılmaz , aynı gün kapkapçı kovalarken akşam fuhuş yapan çete çökertilir , ekip ince ruhlu ve aile hikayeleri ön planladır bu hafta metin-tekin başrolse diğer hafta tunç abartılır
türkiye futbol federasyonu internet sitesinden resmi olarak tanıtılmıştır.

tff.org

uefa uluslar ligi ve 2020 avrupa şampiyonası elemelerinde kullanılacağı söyleniyor.

sade tasarımı ve sadece 299.90 tl lik fiyatıyla göz kamaştırıyor.
Şimdi tanım yapılması gereklidir format bu değil mi ama maalesef ki bunun tanımı yok . Açıklamak gerekli sanırım:
Başkası pilav yerken nasıl kaşığı daldırıldığında söven ama sevinen , kavga çıktığında birader benim işim vardı sen halledersin diyip 1 dk sonra en kallavi odunla ortada bitiverenler, tutturmuşlarda kötü gün dostu kötü gün dostu üzüntümüzde yanımızda değil önümüzde duran ama asıl Sevincimizde yanımızda olan, içmeye giderken büyük ihtimalle azıtıp aptallıklar yapılacağını bile bile kendisi az içip ayık duranlar , ateş çıktığında daha fazla odun getir diyip körükleyen söndürmekle uğraşmayan yenisi yapalım diyen , karşı cinsi (tercihe göre aynı olabilir saygımız var) illetinden kurtulunduğunda kendisininkini de bırakıp gelen varya hah işte ben buna derim .
Şey bir de sınav zamanlarında sebepsizce 4 kişilik okey masası kurulmasına vesile olanlar .
Şimdi fark ettim neden beğenmeme durumu olduğunu içerikten değil ha misal : dünya yuvarlıktır . Bakıyorsun 5 (-) diyorsun ula acaba düz oval mi oldu yok ondan değilmiş. Çözdüm abi insanlar karıştıyor butonları tek buton olsa böyle olmaz.

Talebim o parmağı oradan kaldırın efendim ya karıştırıyorlar ya da buralar dutluk olduğu için hah değerlendi ha değerlenecek hesabıyla en üstte olayım Gaye’sine sahipler bilemedim.

Bazılarının fantezileri var onları anlıyorum saygı da duyuyorum misal:(bkz: eksilemeliyim hemen hemen )

Dayının biri gelmiş eksileme fantezisine girişmiş hoşuma gitmedi değil tamam tamam yalan YÖK baya sevindim güldüm . Da nasıl bir fantezidir ya la .
evx kısaltmalı kripto para birimi. ilk yatırıma başladığımda yükselen değerken, yatırım yaptığımın saati sonrası hızla bir düşüş içerisine girmiştir. 2.60 dolar seviyelerinden bugün itibariyle 1.30 dolara düşerek %50 değer kaybı yaşamıştır.
Ölmeden önce izlenmesi gereken filmlerde başı çeken filmdir.
her yıl 21 mart günü tüm dünya tarafından kutlanır. birleşmiş milletler genelgesi ile özel olarak kabul edilmiştir.
detaylı bilgi dünya down sendromu farkındalık günü
burcu güneş'in 19 aralık 2006'da seyhan müzik'ten çıkmış, dördüncü stüdyo albümü olan "ben ateş ben su" içerisindeki (kanaatimce) en güzel parçadır.

aynı zamanda içerisinde histerik sözler, belki de aforizmalar barındıran şarkıdır. bunlardan değinmem gereken birkaç kesiti;

- haklı olmayı, mutlu olmaya tercih ettin son defa

- zaman geçti, söyle ne değişti sence?

- sahip olma ruhuma, kaybol benle ilk öpüş gibi, ilk seviş gibi.

(yıllar sonra tekrar dinlediğim zaman bende uyandırdığı etki/şarkının anlamlı yanı) tam anlamıyla kavuşmayı tadamadan yaşadığım aşklara seslenmenin vücut bulmuş hali.
Genellemelerin ne kadar yanlış ve bir o kadar da azımsanamayacak kadar doğruyu içinde barındıran tehlikeli söz öbekleri olduğunu biliyoruz, bunu en başta belirteyim. Ama ne önyargılar ne de genellemeler olmadan bir işin kısmen sosyolojik kısmını konuşmak imkansız bir hâl alır. En başa not olarak bunu düşmek istedim.

Türkiye'de "gezgin" dediğin an akılda parlayan şeyler var. Örneğin; rasta, etnik/özgün kıyafetler, küpe/piercing vb. dış görünüşüne dair şeyler. Bu çok önemli değil ama bu işin kişilik, karakter kısmı ve ortak huyları, yönelimleri söz konusu. Gezgin olmayı bilmem kaç yıl önce artık yok olmuş olan hippi tarzı ile özdeşleştirip, belirlenmemişlik üzerinden bir özgürlük düşüncesiyle hayatlarını yoğurup, hayatı gezmek, sevişmek ve içmek üçleminde kuran, azımsanamayacak kadar fazla bir gezgin var. Bakın burayı yanlış anlamayın. Kimse kimsenin ne içkisine ne cinsel hayatına dil uzatamaz, uzatmamalı. O kısımda bir çoğunuzla hemfikirim. Burada demek istediğim eğlencenin çok iyi bir aracı olan içkinin, birçok tanıma sığdıramayacağımız kadar anlamı ve önemi olan cinsel ilişkinin kötü şeyler olduğunu değil, hayatın gidişatının temel ayakları hâline getirilmesinden bahsediyorum. Her neyse, herhangi bir normal (normal kelimesinin ne kadar sıkıntılı durduğunu biliyorum) gezgin dışında bu insanlar toplum içinde fazlasıyla dikkat çekiyorlar ve oluşan genel profilin de onlara endeksli olması onların "farklı" olmalarından ötürü. Bu farklılık, "gezgin ruhu" diye kavramsallaştırılan şeyin çoğunu kapsamaya başlıyor ve interrail gruplarının/sayfalarının popüler olmasıyla beraber gezgin olmaya aday kimseler bu kişiler gibi olmaya başlıyorlar. Görünüş olarak olmasa bile, onların kişilik ve karakterlerine yönelmeye başlıyorlar. "Ağbi adamlar rahat yea, geziyolar sadece hayatlarını yaşıyolar yea" filan. En basit örneği sanırım güncel de bir bakımdan; doğu ekspresidir. Bu bahsettiğim profil, afedersiniz ama o trenin anasını ağlatmış durumlar. Gittikleri yeri "kaplıyorlar" ve kafalarında nasıl bir özgürlük anlayışı varsa bu arkadaşların, kendilerine göre dönüştürmeye yöneliyorlar ortamı. Yahu ses bombası denen hoparlörlerin büyüklerinden alıp koridor kısmında clup müzikleriyle dans ediyorlar. Şimdi buna "e bu özgürlük işte" demeyin çadır poluyla kovalarım sizi. interrail sayfalarından admin arkadaşı olanlar filan videolarını paylaştırıyorlar instagramda mesela ve insanlar bir yeri gezmenin, yolda olmanın heyecanına değil o popüleriteye koşmaya başlıyor. Adamlarda "gezgin" olmaya dair hiçbir düşünce yok ki. Ne dağda yaşam, doğa vs. üstüne bir fikri bir zikri var ne de yolda olmak üzerine. Adamlardaki tek kafa şu "Yea çok eğleniriz içeriz takılırız filan ben Demetleri de çağırırım yani anlıyo musuğn ortam filan ağbi ;)". Ya yemin ederim bak bu insanları gittiğiniz yerlere sürüklüyorsunuz.

Bütün bunlar biraz karmaşık geldi belki size ama neden anlatıyorum biliyor musunuz? En kılcal damarlarına kadar tüketmeyi içselleştirmiş bir tüketim toplumu ile karşı karşıyayız ve gezginin ayak bastığı çoğu yer (özellikle doğal alanlar için söylüyorum bunu) gezgine kalmalı. Salda gölünde festival yapılacak biliyor musunuz? Ağzına sıçtık yani oranın, bi hayır filan beklemeyin artık oradan. Size yemin ediyorum geçmiş 5 yılın sigara izmaritlerini sayabiliyor olsak Salda'da ve bundan sonraki 5 yılı sayacak olsak adım gibi eminim ki en az %500 artacaktır bu oran. Diğer çöplere hiç girmeyeyim. Bir başka ülkede olsa korumaya alınacak olan alanı zeytinli rock fest'e çevireceğiz. Sırf popülerliğinden, sırf insanların "hazzı tüketmek istemesinden".

Farklılıklara saygı gösterilmeli evet, fakat insanlar farklılıklara saygı göstermekle farklılıklar üzerine düşünüp, konuşup, ifade edebilme özgürlüğünü yan yana koyamıyorlar. Saygı göstermek ona dil uzatmamak demek çünkü. Tamam bu insanlar özgürlüklerini belirlenmemişlik üzerinden kurabilirler ama ben de diyorum ki "Bence bu böyle böyle sonuçlara yol açıyor." Biz toplumca ne negatif eleştiriye açığız ne de yanlışlarımızın gösterilmesine. Bi bişey oluyor bize böyle, nasıl desem bi gurur filan bi sinirleniyoruz. Oysa çok basit, bi bak popülerliğine katkı sağladığımız tek bir yer temiz kalmış mı? Kaç tane ormanl kampı alanı popülerliğe eriştikten sonra mahvoldu? Kaç tane göl? Özgürlük belirlenmemişlik değildir. Özgürlük seni sınırlayan şeylerin olmaması da değil. Kendi sınırlarınızı kendinizin belirlediği ve kendi ilkeler ve istekleriniz doğrultusunda rasyonel davranabildiğiniz sürece özgür olabilirsiniz. Yoksa birilerinin ürettiklerini tüketen varlıklardan öteye geçemeyeceğiz. O yüzden sevgili türkiye'deki gezgin profilinin genelini oluşturan arkadaşlar, lütfen şu kapitalist değilmiş gibi göründüğünüz ama sonuna kadar tüketim toplumu insanı olduğunuz profilinizin bir yerlere bir şeylere zarar vermesinden ötürü rahatsızlık hissedin ve bir şeyler yapın. Bir şeylere sınır koymak özgürlüğünüzü kısıtlamaz. Bazı şeylerin adabı olur, belli çerçeveleri olur ve o şeyi o şey yapan da bunlardır zaten. Ne o treni hiç edin, ne de gittiğiniz yerleri. Gezmenin ciddiyetini ve sorumluluğunu aktarın insanlara, iki böcek görse dünyayı yakacak insanlar kampa gitmek istiyor sırf "popüler" diye. O insanlara hiç ettirmeyin doğayı.
hiçbir hesabının şifresini bilmeyen facebook şifresini dahi unutmuş kişidir. bilinçsiz internet kullanıcısıdır.

edit: ''hesaplarını'' olacakdı o adminler düzeltirse sevinirim.