#tüm songlkaradeniz entry'leri
dostoyevski‘nin yazdığı suç ve ceza adlı kitaptaki kurgusal karakterdir. Karakter ekonomik sebeplerden ötürü Rodion Hukuk Fakültesindeki eğitimini yarım bırakmıştır. Kitapta işlediği bir cinsiyetten ötürü yaşadığı vicdan azabı derinlemesine anlatılmaktadır.
Amerikalı feminist, sosyolog ve yazardır. kadınlar ülkesi kitabı feminist ütopya türünün ilk örneklerindendir.
charlotte perkins gilman‘ın yazdığı bu kitap feminist ütopya türünün ilk örneklerindendir. Sadece kadınların yaşadığı bir ülkeye gizlice giren 3 ayrı karakter yapısındaki erkeğin bildiklerinden tamamen farklı bir ülkeyle tanışması konu edinir.
Edit: yakın arkadaşımın bana doğum günün hediyesiydi. Gerçekten muazzam bir eser.
Edit: yakın arkadaşımın bana doğum günün hediyesiydi. Gerçekten muazzam bir eser.
Bir yeraltı adamının düşünsel ve psikolojik anlatısı. dostoyevski‘nin önemli yapıtlarından biridir. Pek bir severim bu kitabı.
Sırf bir kumarbazın psikolojisini anlamak için okuduğum kitap. dostoyevski‘nin mükemmel yapıtlarından bir diğeridir. 1866’da yayınlanmıştır ilk olarak. Bir kumarbazın aşk ile kazanma hırsı arasında kaldığı müthiş kitap.
dostoyevski‘nin yazdığı başyapıttır. Kitapta bir hukuk öğrencisi olan raskolnikov’un para sıkıntısı yüzünden işlediği cinayet ve sonrasında yaşadığı suçluluk duygusu derinlemesine anlatılmaktadır. Öylesine yoğun bir suçluluk duygusudur ki bu raskolnikov’u cezalandırılma arzusuna iter. Çünkü raskolnikov soğukkanlı bir katil değildir ve vicdan azabı da cezalandırılmadan dinmeyecektir. Yazar karakterin psikolojik arkaplanını öylesine gerçekçi anlatır ki okurken içinizde bir suçluluk duygusu hissediyorsunuz. Sanki cinayeti raskolnikov değil de siz işlenmişsiniz gibi. Bu kitabı okuma isteğini bende arka sıradakiler dizisindeki kemal hoca karakterinin öğrencilerine bahsetmesiyle oluşmuştu. O sıra orta okuldaydım. Suç ve ceza’yı elime alıp okumaya çalışmıştım. Fakat o an okuyacak doğru zihinde olmamamdan sebep bitirememiştim kitabı. Lise 1’de tekrar yeltendim okumaya. Bu sefer bitirebilmiştim ve bende derin izler bırakmıştı. Bu sebeple fazlasıyla severim. Dostoyevski ile aramda derin bir bağ var, kalemi bende sarsıcı etkiler bırakıyor ve bu fazlasıyla hoşuma gidiyor.
Diyalog yazmadaki beceriksizliğim. Olayı anlatma ve betimlemede sıkıntım yok fakat hikaye yazarken diyaloglar çok zorluyor beni.
Favori tatlımdır. Baklavaymış, tulumbaymış geçin anacım onları. En mükemmeli profiteroldür.
Tüm bölümlerini çoktan izleyip bitirdiğim muhteşem dizidir. Tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağıma eminim. Bu sebeple bir ara diziyi başa sarıp tekrar izlemeyi düşünüyorum.
25 ocak 1999
İkinci yaş günüm. Bugün babam annemi dövdü, yine. Fakat ben bu anıyı ilerde hatırlamayacağım. Çünkü bunlar sadece bilinçaltımda bir travma olarak iz bırakacak. Bu cümleleri de zaten kağıda değil zihnime yazıyorum çünkü ben hala bir bebek sayılırım.
25 ocak 2000
Bugün ortanca abim öldü. Adı soner. O artık yok ve ben onla olan anılarımı asla hatırlayamayacağım. Annem bayat ekmek için fırına gittiğinde abim sakladığı kibriti çıkarıp oynamaya başlamıştı. Kendi elbisesini tutuşturdu yanlışlıkla. Evde 3 kardeştik. 6, 5 ve 3 yaşındaydık sırasıyla. 1 ay hastanede tedavi gördükten sonra hastanenin bozuk kan vermesi yüzünden vücudu şişti ve benim doğum günümde yıldızların koynuna bir yolculuğa çıktı.
25 ocak 2001
Babam eve geldi. Kumar oynayacak parası bitmiş ve gelip annemden zorla para istedi. Annem vermeyince de döverek aldı.
25 ocak 2015
Ben artık 18 yaşındayım. Evde tek başınayım ve elimde bir defter var. İyileşmek ve kendimi bulmak için bir metamorfozun ilk adımını atıyorum. Kendime inanıyorum. Travmalarımı geride bırakma kararı aldım. İlk sayfayı açıyorum ve içine büyük harflerle “metamorfoz” yazıyorum. Küçük bir kız çocuğu değilim artık. Sayfaya bir damla gözyaşı damlıyor. Elimin tersiyle gözümden akan yaşları kuruluyorum ve tebessüm ediyorum. “Yaşam artık senden korkmuyorum çünkü ben güçlü bir kadın olacağım. İnanıyorum.”
İkinci yaş günüm. Bugün babam annemi dövdü, yine. Fakat ben bu anıyı ilerde hatırlamayacağım. Çünkü bunlar sadece bilinçaltımda bir travma olarak iz bırakacak. Bu cümleleri de zaten kağıda değil zihnime yazıyorum çünkü ben hala bir bebek sayılırım.
25 ocak 2000
Bugün ortanca abim öldü. Adı soner. O artık yok ve ben onla olan anılarımı asla hatırlayamayacağım. Annem bayat ekmek için fırına gittiğinde abim sakladığı kibriti çıkarıp oynamaya başlamıştı. Kendi elbisesini tutuşturdu yanlışlıkla. Evde 3 kardeştik. 6, 5 ve 3 yaşındaydık sırasıyla. 1 ay hastanede tedavi gördükten sonra hastanenin bozuk kan vermesi yüzünden vücudu şişti ve benim doğum günümde yıldızların koynuna bir yolculuğa çıktı.
25 ocak 2001
Babam eve geldi. Kumar oynayacak parası bitmiş ve gelip annemden zorla para istedi. Annem vermeyince de döverek aldı.
25 ocak 2015
Ben artık 18 yaşındayım. Evde tek başınayım ve elimde bir defter var. İyileşmek ve kendimi bulmak için bir metamorfozun ilk adımını atıyorum. Kendime inanıyorum. Travmalarımı geride bırakma kararı aldım. İlk sayfayı açıyorum ve içine büyük harflerle “metamorfoz” yazıyorum. Küçük bir kız çocuğu değilim artık. Sayfaya bir damla gözyaşı damlıyor. Elimin tersiyle gözümden akan yaşları kuruluyorum ve tebessüm ediyorum. “Yaşam artık senden korkmuyorum çünkü ben güçlü bir kadın olacağım. İnanıyorum.”