gagalı memeli olan canlıdır. hatta yarı memeli diye de anılır. yumurtlayarak çoğalır. boyu 40-60 cm arasında değişen ornitorenkler doğu avusturalya ve tazmanya'da yaşayan canlılardır.
nötron yıldızları, kütlesi çok büyük olmayan yıldızların, öldüğü zaman aldığı hallerden birtanesidir. (bkz: karadelik) ise bir diğeridir mesela.

yıldızlar, yakın olarak hidrojen kullanırlar. yıldızın içindeki hidrojen bitince, bu sefer hidrojenlerin oluşturduğu helyum yanmaya başlar. fakat yıldızların merkez kuvvetleri, bu reaksiyona hazır değildir ve yıldız büyümeye başlar. o kadar büyür ki, hızlıca helyumu da yakar ve sıradaki yakıt karbon olur. karbonu yakmakta zorluk çeken merkez, yıldızı birden ufaltmaya başlar. güneşin 2 katı kadarki bir yıldız, 10 km çapına kadar düşebilir. yıldızın boyutu arttıkça bu etki, karadeliğe dönüşebilir. neyse nötron yıldızına geri dönelim biz.

nötron yıldızları, adı üstünde çekirdeği çöken yıldızın nötronlarından oluşur. içinde eser miktarda proton ve elektron da bulunur. kendi eksenleri etrafında çok hızlı dönerler, öyle pek bi ışımaları yoktur. kütleleri ufak olmalarına rağmen, ağırlıkları çok yüksektir. öyle ki, yıldızın kütlesini olduğu gibi taşırlar. düşünsenize, koca güneş 10km çapında birşeye dönüşüyor ve tüm kütlesini koruyor. inanılmaz değil mi? işte nötron yıldızlarını da bu yüzden çok seviyorum. bide kara delik olayı var ki, bunun bi büyüğü.
Evet kime söylense Kıbrısta Odtü mü varmış?? Diye duyulan bir cevap geliyor aklıma. Evet arkadaşlar var. Çok da güzel bir üniversitedir kendisi, eğitim olarak tabiki ankarayla az buz farklar olsa da çoğu kişiye göre (öğrencilere) daha bile iyi eğitimi! Burada hocalarla sohbet edebiliyorsun istediğinde. Sofra kurup sabaha kadar sohbet edenler bile var.. Ayrıca yeri çok ters olduğu için insanları zorunlu otostopa çeken bir üniversitedir kendisi. Girneye, Lefkoşaya, Magosaya... Benim şansıma kime otostop çeksem hepsi çok iyi insanlardı buranın kültürünü yaşantısını ekonomisini aklınıza ne gelirse size bir şeyler katmak aynı zamanda da yolu eğlenceli yapmak için ellerinden geleni yaparlar. Evet arkadaşlar Kıbrısta Odtü var!
iki tane dörtlük iki tane üçlük dizeliyorsunuz; ölçüye dikkat ederek on dört dizelik, kafiyeli bir şiir yazıyorsunuz sone oluyor efenim.
Sone olduktan sonra da akla william Shakespeare geliyor, 66. sone geliyor.
Aşk koktu buralar.
acı verici bir durumdur.

çay lan bu.
bildiğimiz çay.

bizim ihraç ettiğimiz.
milli içeceğimiz.
bizde nasıl daha pahalı olabilir?

yemin ederim aklım almıyor.
gördükçe sinir katsayım artıyor.







[img id="364"]1 kg çayın almanya'da türkiye'den ucuz olması - dunku-gunesle-bugunku-camasir-kurumaz-s8LDy1 kg çayın almanya'da türkiye'den ucuz olması - 1-kg-cayin-almanyada-turkiyeden-ucuz-olmasi-bds2g
İnternette rastladığım en mantıklı ve hoşuma giden kampanya. Cinsiyetsiz ve yaşa bakılmaksızın bu zorbalık toplumumuzda görülüyor. Empati yapın artık bu insanlığınızın gereği.
ÜNLÜ BİR TABLOYA BAKTIĞINIZDA, YAPAN RESSAMI BİLEMİYORSANIZ, KOLAYI VAR...

- Resimdeki kadın erkek, alayının poposu değirmen taşı kadar büyükse; Rubens
- Resimdeki adamlar, şaşı, kıvırcık saçlı ve travestiye benziyorsa; Caravaggio,
- Eğer herkesin vücudunda “töööbe bismillah, n’oolmuş lan buna” dedirten bariz bir tuhaflık varsa; Picasso,
- Resim, kafanızın trilyon olduğu bir gece veya sabaha dair hatıralar gibiyse; Dali,
- Resim karanlık ve insanların suratında kabızlıktan ölüyormuş gibi bir ifade varsa; Titian,
- Resimde çok çok fazla insan var ve insanlar normal görünüyorlarsa; Bruegel,
- Herkes, kadınlar da dâhil %80 Putin'e benziyorlarsa; Van Eyck,
- Resimdeki insanlar, tozlanmış da grup seks yapıyormuş gibi görünüyorlarsa; Bosch,
- Herkes, solgun sokak lambasının altındaki ayazda kalmış mezarlık iti gibi görünüyorsa; Rembrandt,
- Resimde oraya buraya serpiştirilmiş en az 3 melek ve kuzular alan varsa; Boucher,
- İnsanlar çıplak, güzel ve üst üste yığılmışsa; Michelangelo,
- Balerin varsa; Degas
- Resim keskin, koyu renk, mavimsi, insanlar sakallı ve açlıktan geberiyomuş gibi görünüyorsa; El Greco,
- Tek gördüğünüz, magirus tamponu gibi yekpâre kaşlı bir kadınsa; Frida,
- İnsansız, benekli benekli bir doğa anlatımıysa; Monet,
- Kafaları güzel, mutlu parti insanlarının olduğu bir ortam ise; Renoir,
- Kafaları güzel, mutsuz parti insanlarının olduğu bir ortam ise; Manet,
- Arka plan "Yüzüklerin Efendisi"ni anımsatıyorsa, ortalıkta tuhaf mavi bir sis varsa ve saçlar asla fön konmamışçasına kıvırcıksa; Da Vinci,
- Rengarenk boyanmış excel sayfası gibi birşeyse; Mondrian,
- Bakar bakmaz, “hadi lan, bunu ben de yaparım” diyorsanız; Miro’dur.
En sevdiğim yalnızlık tanımı. yalnız gezenler beni daha iyi anlar.
breaking bad adlı dizide jesse pinkman'ı oynayarak aşmış bir daha o kapasiteye ulaşamamış oyuncu.