özellikle bu yılın başlarında çok popüler olan kripto paralara her gün yenileri ekleniyor. bu piyasayı takip ederken kendi kendime sordum neden interrail gibi güçlü bir özgür organizasyonun kendi dijital parası olmasın. düşünsenize sahip olduğumuz iletişim kanalları ve gezgin topluluk sayesinde bütün dünyaya kabul ettirebileceğiniz bir kripto paranızın olması ve bu para güzel bir proje ve reklam ile ICO sitelerinde gerekli proje desteğini toplayacağından hiç şüphem yok. tabi bunlar uzun vadeli projeler iki veya üç yıl çalışılması lazım. ilave olarak bu projeye diğer para birimlerinden farklı olarak sıra dışı ve gezgin kültürüne uygun bir algoritma ile desteklenirse(blockchain, crpytonight gibi sistemler yerine) kripto yatırımcıların ilgisine hızlıca çekeceğine inanıyorum. bu hayali bir an düşünmek bile güzel geldi fakat gerçekçi olursam çok zor bir proje olduğudur. ama unutmamak lazım imkansız değil.
başlığın uzun hali: elektrikli süpürgenin aslında bildiğimiz gırgır aletinin elektrikli hali olması olacaktı.

çalışma mantığı olarak gırgır denilen alet halı, kilim vb. yerlerdeki süpürülmesi gereken parçaları iğnemsi bir fırça ile haznesine topluyor. aynı mantık da aslında elektrikli olmasının dışında elektrikli süpürge için de geçerli. bunun dışında ikisini de ıslak parçaları toplayamıyorsunuz falan filan.

mühendis misin delikanlı diyeceklere peşin edit değilim, hatta alakam olmaz ancak evini her hafta süpüren evli bir erkeğim.
insanda utanma hissi yaratan ve anlık olarak kütüphanede başıma gelen hede.

bir de bu sese karşı dönüp taaaa ön sıralarda oturan arkadaşların tek kaşı havada bakış atması? kamufle etmek için uğraştığım aksırma,tıksırma çabaları da fayda etmedi sözlük.
çağatay akman denen torbacı kitap çıkarıyormuş.

yunus günce denen çakma sunucu başımıza şair oldu.

çalıntı melodiyle her yerde konuşulan adam sanat duyarı kasıyor.

neden veya nasıl diye soran var mı?

sanat yapmak isteyen kimsenin bir gram imkanı olmaması bu durumun en büyük sebebi. ben de bir sanat emekçisiyim. müzik yapmaya çalışıyorum. kıytırık bar köşelerinde, soğuk sokaklarda o adını bile duymak istemediğim sanatın kültürsüz üst sınıfını oluşturan kişilerin şarkılarını isteyen insanları geçiştirerek geçiyor hayatımın bir kısmı. halbuki benim de şarkılarım var. benim de hayallerim var. adım yok. param yok. amcam, dayım yok. kaliteli müzik yaptığımı iddia edecek konuma ulaşmaya daha çok yolum var. en kötüsü de adım olsun istemiyorum. ortalama bir yaşam standardında kalitesiz müzik yapmadan yaşayabileceğim bir sanat hayatı istiyorum. adımı herkes bilsin gibi bir derdim olsaydı keşke, olabilseydi.

ben oyuncu olmaya çalışıyorum. çalışılmayacak koşullarda saçma turnelerde kötü çocuk oyunlarını okullara pazarlayan tüccarlarla geçiyor hayatımın bir kısmı da. az da olsa içime sinen bir projeye başlasam sonunda yine parasız, yine işsiz kalıyorum. iyi bir oyuncu olup olmadığımı bilebilme şansım yok çünkü parasızlıktan kaliteli izleyiciye ulaşamıyorum.

benim de yazdığım çizdiğim şeyler var ama insanlar yunus günce gibi, çakma torbacılar gibi kişilerin kitaplarından başını kaldırıp elimden tutmadığı için kaliteli bir okuyucu kitlesine erişimim yok.

ben düşünebiliyorum da insanlar neden düşünemiyor diye o kadar kızıyorum ki kendime. düşünme arkadaşım! oynama! besteleme! yazma! hepsini yapıyormuş gibi davran. isim kovala. çal. başkalarının eserlerini çal. başkalarının düşüncelerini benimse. herkes olursan herkesten değer görüyorsun.

bir ortamda elime gitar alıyorum ve popüler şeyler çalmaya başlıyorum. herkes mutlu. bir şarkımı çalayım desem herkes firar. kalan 2-3 kişi seviyor. istisnasız seviyor. ama onlar gibi olmadığım için, herkes olmadığım için dinlemeye gerek duymuyorlar. ben onlara tersim. herkes olmayana kimse gözüyle bakmaktan o kadar mutlu ki insanlık.

ben yoruldum dostlar. bar köşelerinden, kalitesiz çocuk oyunlarından, yazılarımı paylaşacak fanzin kovalamaktan değil; kendim olamamaktan yoruldum.
dünyanın en büyük ve en popüler kitap severlere özel sosyal-medyası. Neredeyse dünyada yayınlanmış/yazılmış bütün kitapların listesini, kitap yorumlarını , eleştirileri ve yazarlar hakkında bilgileri bulabileceğiniz bir sanal kitaplık. Arkadaşlarınızı ekleyebilir, okuma challenge'i ile kendinizi sınayabilir, okuduklarınızı sanal kütüphanenize ekleyebilir, ülkenizden en çok kitap okuyan üyeleri görebilirsiniz.
elveda demenin kaba şekli. aslında daha sade ve boğazdaki düğümlerin tek seferde çıkmasına izin verdiği iki kelimedir.

Sanıyorum ki benim de bunu herkese söyleme zamanım geliyor. o kafamın atacağı gün çok yakın. ağlayasım var.
Sabah sabah karşılaştığım ve hala etkisinden kurtulamadığım bir video. Şerefsizin biri yavru köpeği iple bağlamış ve yaktığı ateşin üzerinde tutuyor. Nasıl bir canlı böyle bir şey yapabilir aklım almıyor. Öyle gelişi güzel facebook videoları izlerken çıktı karşıma...

Kesinlikle izlemenizi tavsiye etmiyorum. Tek istediğim şu şerefsizin bulunması..

video linki (yerinizde olsam izlemem )
(bkz: kurban said) 'in yazdığı muhteşem aşk kitabının adı.

Yüzü Doğu’ya dönük olan Ali Han Şirvanşir ile Avrupalı duyarlılığına sahip olan Nino Kipiani okul yıllarında birbirlerine âşık olurlar.


Bu imkânsız aşkı yaşatabilmek, Doğu ile Batı arasındaki sınırı kaldırmak kadar zordur. Birinci Dünya Savaşı ve Rus Devrimi boyunca, Azerbaycan’ın da bağımsızlık savaşı verdiği bu kaotik ortamda Ali, Asyalı atalarının inançlarıyla Nino’ya olan bağlılığı arasında bir seçim yapmak zorunda kalır.” *

Liseden mezun olduktan sonra, Ali Nino’ya evlenme teklif eder. Ali Nino’ya peçe giymek zorunda olmadığını ya da haremin parçası olmayacağını vaat edene kadar tereddüt eder. Ali’nin babası, kadınların Müslüman geleneksel bakış açısına rağmen, evliliği destekler; Nino’nun babası evliliği ertelemeye çalışır.

Evlendikten sonra da sıkıntılar Ali ve Nino’nun peşini bırakmaz. Sürekli kaçma ve kovalamaca içerisinde geçer hayatları. Tam huzura kavuştuk dedikleri anda, (bkz: kızıl ordu)’nun (bkz: azerbaycan)’a girmesiyle Ali ülkesini savunmak için savaşa gider ve orada ölür.

(bkz: tamar kvesitadze) ise bu muhteşem hikayeyi Ali ve Nino heykeli ile yorumlamış. Sürekli olarak hareket eden bir kadın bir erkek bedeni 10 dakikada bir yeniden ayrılıyor. Heykel ışıklandırmalar ile gece çok daha hoş gözüküyor. Batum’a gittiğinizde mutlaka ziyaret etmelisiniz.
opus adında bir muzik varsa çirkin olma ihtimali yok sanırım.

(bkz: schiller) prodüktörlüğünde çıkan albümden tutun elektronik muziğe kadar tüm isimleriyle güzeldir.

en iyi opus versiyonu
Alkol fiyatlarına gelen yüksek zamlardan dolayı evde düşük maliyetle yapılan apayrı bi zevk ve tat öldürmez