Çok doğru bir atasözüdür. Kelimelerin silahtan daha güçlü bir savunma mekanizması olduğunu ifade eder.

Edit: birde abimin eline kalem batırdığımda kalemin keskinliğini doğruladım. Yani test edilip onaylanmıştır. *
Basın konseyi tarafından belirlenen etik kurallardır. Her basın çalışanının meslek etiği gereği uyması gerekli olan 16 kuraldır. Cezai bir yaptırımı yoktur. Kınama gibi yaptırımları mevcuttur sadece. Bu sebeple daha çok kişinin iş ahlakı insiyatifinde bir durumdur.

Bu 16 madde şöyledir:
1. Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.
2. Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici yayın yapılamaz.
3. Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici yayın yapılamaz.
4. Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.
5. Kişilerin özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu olamaz.
6. Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.
7. Saklı kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanamaz.
8. Bir basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel çabalarla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.
9. Suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.
10. Yasaların suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler bulunmadıkça kimseye atfedilemez.
11. Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyunu kişisel, siyasal ekonomik vb. nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.
12. Gazeteci görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve tutumlarla yapmaktan sakınır.
13. Şiddet ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan kaçınılır.
14. İlan ve reklam niteliğindeki yayınların bu nitelikleri, tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirtilir.
15. Yayın tarihi için konan zaman kaydına saygı gösterilir.
16. Basın organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı duyarlar.
Basın meslek ilkeleri
Evlilik hatasına düşen insanların ettiği yeminlerden biridir. yalan beyan vermektir. Çünkü asla ölünceye dek sürmez. Yani en azından sonu cinayetle biten bir evlilik değilse. Malum ülkemizde sayısı azımsanamayacak bir “ya benimsin ya kara toprağın” kafası olduğu için bazen gerçekten ölüm ayırana kadar sürüyor evlilikler.
Kadınların regl iken iç çamaşırlarını temiz tutmak için kullanabileceği bir ürün.

Hymen'e zarar vermemesi için Cinsel ilişkiye girmiş kadınların kullanması tavsiye ediliyor.
Tampon kullanımı çok rahat bir ürün. Bir kere tampon kullanan biri pedlerle uğraşmak istemez zaten.
Penise göre boyutları çok ufak olduğu için korkulmasına gerek yok.

Edit: imlâ
Uyurken ışığı engelleyen şey. Benim gibi ışıkta uyuyamayan bir insansanız eğer sizin için mükemmel bir icattır.
Birine duygusal manada tutulmaktır. Bir kişiyi görmek sana mutluluk ve sevinç veriyorsa o kişiye muhtemelen duygusal olarak bağlanmışsındır. Bu dozunda olunca kötü bir şey değildir esasında. Fakat bazen insan bağlanmaktan korkuyor. Çünkü karşındakinin de sana aynı şekilde bağlandığından emin olamıyorsun.
Ayrıca birde fiziksel olarak bağlanmak vardır. İşte eğer o zevk için yapılıyorsa fazlasıyla keyifli olabilir.
Edit:Denememiş olmam denemek istemediğim anlamına gelmez. (İçimdeki piç yan konuştu yine. Kendini ifşa etmekten vazgeç artık)*
andrei tarkovsky'nin 1960 yılında Sinema Enstitüsü'nü bitirmek için çektiği 43 dakikalık bitirme projesidir.

Silindir ve keman diye türkçeye çevrilen film, silindir operatörü bir işçi olan Sergei ile keman virtüözü olma yolunda ilerleyen küçük Sasha arasındaki arkadaşlığı anlatır.

Film, başlı başına kocaman bir metafordur. Bu konuyu detaylı olarak anlatmadan hemen önce daha sonra anlatacaklarım daha net anlaşılsın diye biraz dönemin sscb’inden ve tabii ki Tarkovsky’den bahsetmek gerekiyor.

SSCB’de filmin çekildiği dönemde nikita kruşçev iktidardaydı. Kruşçev, görevi süresince selefi josef stalin’in politikalarını yerden yere vurmuş. Leninist politikalara geri dönülmesi gerektiğini vurgulamıştı. İç ve dış politikada yenilikçi çalışmalar yapmaya çalışan Kruşçev, hem kapitalist hem de komünist ülkelerle dostluklar kurmaya çabalamıştır. Ama bu girişimleri Mao yönetimindeki Çinle arasını açmıştır. Öte yandan konvansiyonel silahlardan ziyade nükleere ve uzay alanına yatırımları da arttırmıştır. Ama tarım ve hayvancılık alanında büyük başarısızlıklar yaşamıştır.

Tarkovsky’ye gelecek olursak; şair bir babadan olan, oyuncu bir anneden doğan, daha 20’li yaşlarında genç bir sanat aşığıdır. Sinema enstitüsü’ne girmeden önce müzik ve arapça eğitimi almıştır. Filmlerindeki metaforlardan yola çıkarak söylüyorum; arapça bildiğini de ele alarak önemli arap mutasavvıflardan da etkilendiğine inanıyorum.

Artık filmle ilgili eyyorlamama gelelim.

Entrynin başında bu film başlı başına bir metafor demiştim. Öncelikle onu biraz açalım. Film, SSCB’nin o dönem içinde bulunduğu durumun bir metaforu. sosyalist bir ülkede olmaması gereken sosyal statü ve ekonomik farklıları eleştiriyor.

Filmin başında ve sonunda kullanılan elma metaforu ise adem ile havva’ya minik bir selam çakarak sasha’nın hayatındaki kadınlarla olan kötü ilişkilerini anlatıyor.

Ayrıca filmin ilerleyen sahnelerinde eski bir binanın yıkılışını ve arkasından ışıl ışıl parlayan yeni bir binanın ortaya çıktığını görüyoruz. sasha* ve sergei’nin* yağan yağmur altında izledikleri sahne ise yaşanan yeniliklerin bir yandan eskileri de yok ettiğini anlatıyor.

Filmin başından sonuna kadar Sergei’nin ilgilenmediği bir kadın vardır. Yine Filmin son sahnesinde beraber sinemaya gitmek için sergei’ye söz veren Sasha’ya annesi izin vermez. yüksek katlı bir apartman dairesinin balkonundan gelemeyeceğini yazdığı uçak yaparak attığı not sergi’e ulaşmaz ve sergei o pas vermediği kadınla sinemaya gider. Yine burada sosyal eşitsizliğin korkunç boyutlara ulaştığını anlatıyor. Ve aslında filmimiz burada bitiyor.

Ama bir son sahne var ki Sasha’nın Sergei’in kullandığı silindire koşarak gittiği ve işçinin Sasha’yı elinden tutarak silindire bindirdiği, peşinden motor yağı veya zift akan yola güvercinlerin konması yönetmenin rüyası ya da gelecek ümididir.

Son olarak ise tarkovsky’nin arap mutasavvıflardan etkilendiğini düşünmemin sebebi ibn-i arabi’nin sık sık kullandığı ayna metaforudur. Yönetmen bu filmde ayna metaforunu bence ibn-i arabi ile aynı anlamda kullanıyor.

(bkz: ibn-i arabi’nin ayna metaforu)
Dolunay’ın denizde yarattığı gel-git etkisinin bir türevi ruhumda yaşanmaktadır. Duygusal bir ruh haline soktuğu yetmezmiş gibi bir de uykumu kaçırır her seferinde dolunay. Fakat yine de Dolunay’ı sevmekten asla vazgeçemiyorum.