Bir pazarlama ürünü olan oyuncudur. Bana kalırsa oyuncu bile değildir. Ah işte şu piyasanın gözü kör olsun...
içerisinde yer alan tek kaliteli mc no.1 de rapi bıraktıktan sonra tam bir çöp poşeti haline gelmesinin yanı sıra bugünlerde instagram hesabının çalınmasıyla gündemde. zira gruptan ve gruba yakın hiphop tiplerine (hidra, mestefe, maestro gibi) ait olduğu iddia edilen sexting vari konuşmalar ortaya dökülmekte. ve bir başka iddia da bu konuşmayı yapanların reşit olmayan kadınlardan oluşmaları.

istanbul trip instagram hesabı
görünen adam dizisiyle tanıdığım ve oyunculuğunu fazlaca beğendiğim ekran kişisi. son olarak machester city'nin youtube kanalına konuk olup, city'nin türk asıllı alman oyuncusu ilkay gündoğan'la penaltı atışmıştır.

ilkay gündoğan vs erkan kolcak kostendils - penalty challenge
görsel olarak hoş olabilir veya modern de olabilir bilemem ama ülkemizde ticari faaliyette bulunan işletme/ şirket için riskli bir iştir. İmzada sahteciliğin azımsanmayacak sayıda olduğu, ticari faaliyetlerin çek veya bono üzerinden yürüdüğü günümüzde tam olarak ''eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak'' olabilir imzayı logo haline getirmek.
Ekrem başkan'ın 30 ağustos 2019 tarihi gecesi 00:30’dan itibaren bazı metro hatlarında -şimdilik sadece cuma ve cumartesi geceleri- başlayacağını müjdelediği mükemmel uygulama.

Fiyatlar gece tarifesine özel 00:30-05:30 saatleri arasında çift bilet şeklinde uygulanacak.

ahan da kaynak

24 saat hizmet verecek hatlar:

istanbul metrosunun 24 saat hizmet vermesi - istanbul-metrosunun-24-saat-hizmet-vermesi-AHhik
istanbul metrosunun 24 saat hizmet vermesi - istanbul-metrosunun-24-saat-hizmet-vermesi-j2pZQ
Bir döneme damgasını vurmuş kâh yasaklanmış kâh müzik ödülleri törenlerinde hep bir ağızdan bağıra bağıra söylenmiş murat kekilli’nin en popüler eseri.

murat kekilli-bu akşam ölürüm

“Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz
Sen beni tutamazsın yıldızlar tutamaz
Bir uçurum gibi düşerim gözlerinden
Gözlerin beni tutamaz

Düşlerinde büyürüm, büyürüm
Kabusun olur ölürüm

Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz
Sen beni tutamazsın yıldızlar tutamaz
Bir uçurum gibi düşerim gözlerinden
Gözlerin beni tutamaz

Bir şiir yazarım
Bir türkü söylerim
Bir sen olurum
Bir ben ölürüm

Bu akşam ölürüm
Sırf senin için
Beni ölüm bile anlamaz

Düşlerinde büyürüm, büyürüm
Kabusun olur ölürüm

Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz
Sen beni tutamazsın yıldızlar tutamaz
Bir uçurum gibi düşerim gözlerinden
Gözlerin beni tutamaz

Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz
Sen bile tutamazsın yıldızlar tutamaz
Bir uçurum gibi düşerim gözlerinden
Gözlerin beni tutamaz.”
Dünya bizim ve biz bu dünyada sınırsız bir alana sahipken kendimizi 200 metreküp alanlarda, betonların içinde, doğadan soyutlanmış bir biçimde yaşarken korunmuş, güven içinde, huzurlu hissedebiliyoruz. Bizim 200 metreküp alanlarda koruduğumuz şeyler, göz ardı ettiğimiz şeylerden daha değerli değil.
Dört yanı karalarla kaplı olan o gönül, takvimin kim bilir hangi aralığında gitti, dağlar aştı, göller geçti ve başıbozuk bir sevdanın koynuna giriverdi.
Aynı yerden yaralanmış nicesi var lakin ibret almak da ne ola ki? ayak izinden yürüdüğümüz, yandım dedikçe üstüne odun atılmış, gazele dönmüş o zavallı sevdalıların mezarlarının üzerinden atlaya atlaya vardık nihayet aynı çöle. O güneşte kavrulduk, o kumlarda yuvarlandık, o yalancı sudan içtik, dikenler yedik dikenleeer, köküne kadar kanayan ve aman dileyen dillerimize merhamet etmeden. Nicesinin kemiklerine selam durduk, nice yılanlar doladık boynumuza, nice tozlar topraklar doldurduk avuçlarımıza.
Çölde bulduğumuz vahayı, çölde bırakmadık. Aldık, yastığımıza ortak ettik. Yastıktan yüz bulan o vaha rüyalarımıza da sızdı nihayet. Ve bu hikaye böyle can buldu, böyle can verdi.