#tüm songlkaradeniz entry'leri

1 eylül 2015

Sevgili günlük,
İstanbul’a ayak basar basmaz bunaltıcı havadan dolayı bayılacak gibi oldum. 1 buçuk saat içinde kirli havadan bademciklerim şişti. Geldiğime geleceğime bin pişman oldum. Teşekkürler(!)
Tanışmayı istediğim kişinin mahlasıdır. Röportaj yapmamız gerek bir konu var bestami bey. Deneyimlerini ve hayata bakış açısını bizzat kendisinden dinlemeyi cidden çok istiyorum. Ki bir gazeteci olarak röportaj yapmak zaten benim işim.(bahaneye bak, işim olmasa yapmak istemeyecektim sanki)
Takipçisi ve hayranı olduğum aynı zamanda da staj yaptığım national geographic dergisi. Gerisi olmasa da olur bence. En azından benim için.
(bkz: ben)
Çünkü bok atılmayacak gibi değildir. Orada gördüğüm entry ve başlıkların çoğunu seksist, cinsiyetçi ve sığ buluyorum. Başta ne kadar kaliteli olduğu umurumda bile değil açıkçası. Ben bugüne bakarım ve bugün boktan bir durumda. Yani bok atılmayı fazlasıyla hakediyor.
Fanatiklik noktasında olmasa dahi futbol maçı izlediğim sırada içimden bir holigan çıkıyor. Cidden o anlarda arkadaşlarım dahi beni tanıyamıyor. Üniversite maçında fakültemizi tutkuyla desteklediğimi gören sınıf arkadaşlarımın ve hocalarımın gözlerindeki şaşkınlığı çok net hatırlıyorum. Ne yani kadınız diye içimizde bir holigan yaşayamaz mı? Cidden futbol maçı izlemek bana yaramıyor. Tabi bu canlı olarak izliyorsam gerçekleşiyor sadece. Mahallede az futbol oynamadık bea o kadar da olsun hani.
An itibariyle epdk zirvesinden çıkmış %14,9 oranındaki zam.
Artık önümüzdeki zamlara bakacağız...
Yaptığım yemeklerin ve salataların olmazsa olmazıdır. Fakat piyasadaki sadece adı zeytinyağı olan o sıvı maddeden bahsetmiyorum. Hakiki zeytinyağını ben yuvamda buluyorum. Milas’ta özenle toplanmış zeytinlerden üretilen hakiki zeytinyağı dışındaki yağlara itimadım yok. Diğer zeytin şehirlerinde özenle yapılan zeytinyağlarınada sözüm yok tabi ki. Sadece marketlerde satılan sözde zeytinyağlarından hazmetmiyorum.
Engizisyon mahkemesine rağmen skolastik düşünceyi yıkmış bir astronomdur. Galileo Galilei rönesansın bilim devriminin öncülerindendir. İtalyan fizikçi “bilimin babası” olarak da bilinir. Bir uzay aşığı olarak kendisini fazlasıyla severim. Tanısaydım daha fazla severdim muhtemelen.
Lisede çok ilgimi çektiği için derinlemesine araştırıp denediğim olay. İlginç bir etki yarattı fakat tam manasıyla gerçekleştiremedim maalesef. Fakat bu durum zaten var olan spiritüel yanımı biraz daha tetikledi. Üniversite zamanında etkisini olumsuz manada gördüm. Riskli işler anlayacağınız. Bilinçsizce yapmaya çalışmamak lazım.
İç sıkıntısı. Her şeyden sıkıntı duyumsamak.
İçinde bulunduğum hal. O kadar bunaldım ki her şeyden. Bu ruh halimdeki bunalmışlık soluk almamı bile güçleştiriyor. Aldığım her solukta boğuluyormuş gibi bir his bedenimi sarıp sarmalıyor. Nefes almak bile içimi sıkıyor. İçinde varolduğum bu bedene sığamıyorum. Fakat nefesimi kesmek için bile yeterince özgür değilim. Niçin yaşıyoruz? Bu ruh bu bedene dahi sığamıyorken biz niçin soluk alıp veriyoruz ki?