#tüm memre entry'leri
1-3 temmuz 1863 yılında bugünki pensilvanya yakınlarında gerçekleşen savaştır. bu savaş amerikan tarihinde önemli bir yere sahiptir. savaş sonunda amerika bugünkii sağlam konumuna gelmiştir.
1861-1865 yılları arasında vuku bulmuş savaştır. genel olarak kuzey-güney savaşı olarak adlandırılır. bunun sebebi güney'deki 11 eyaletin amerika birleşik devletlerinden ayrılmak istemesidir. savaşa sebep olarak köleliği kaldırmak isteyen abraham lincoln gösterilebilir. çünkü güneyde ekonomi tarıma dayalıydı bu yüzden afrika'dan getirilen köleler bu tarlalarda calıstırılıyordu. eh kölelik kalkınca iş gücü pahalı olacak dogal olarak güneyli tarım baronları ekonomik olarak çökecekti. savaşın ilk yılları tam bir kıyım olmuştur. 2 tarafta bir üstünlük saglayamamıstır ta ki gettysburg muharebesi ne kadar. 75 i güneyden 82 si kuzeyden olmak üzere toplam 157 bin askerin katılımı olmuştur. her 2 tarafta mevcut sayılarının 3 te 1 ini kaybetmiş fakat kuzeyin acık ara zaferi ile sonuclanmıştır. savaş sonucu olarak ; güney yenilmiş , kölelik kaldırılmış amerika tekrar bir ve güçlü olmustu. ekonomik üstünlük güneyden, kuzeye geçmiştir. bugun bile günümüzde bir güneyli kuzeye gittiğinde yadırganır aradan yüzyıllar geçmesine ragmen.
Tamamiyle batı maşası olduğunu düşündüğüm örgüt. Bir örgüt düşünün ki hard core islamcı olsun ama müslümanların en büyük düşmanı olan israile saldırmasın.
sorunlu olan bir arkadaşımız.
türkçü-turancı olmama rağmen beni en çok etkileyen siyasi figürlerden biri. bu siyasi görüşe gelmeden önce uzunca bir süre beni meşgul etti bu adamın varlığı çünkü mantıklı bir insan gibi hareket etmiyordu. düşün sen türkiyedensin ve kalkıp atıyorum mozambiğin bağımsızlığı için savaş veriyorsun. ne alaka di mi? o öyle düşünmedi işte. gençken motorla yaptığı güney amerika seyahati onun gözlerini açtı. güney amerika'nın ne kadar sömürülmüş ve sömürülmeye devam edildiğini gördü. bana göre güney amerikanın bir bütün olmasını istiyordu.
arkadaşıyla yaptığı bu geziden bir kaç yıl sonra fidel castro ile tanıştı. ondan öncesine gidecek olursak babası bask, annesi irlanda kökenlidir. bu yüzdendir ki ailesi yüzünden hep siyasetle iç içe büyüdü. ailesinin aksine onun "sol" tarafı daha ağır basıyordu.
doğuştan astım hastasıydı, bu yüzdendir ailesi onun tedavisi için 2 kere şehir değiştirmiştir. astım hastalığına rağmen çok iyi bir rugby oyuncusuydu. bu yüzden olacak ki kendisine azgın yani fuser lakabı takılmıştı. tekrar buenos aires'e taşındıklarından sonra doktor olmak için üniversiteye başladı.
1955 yılında raul castro, onu, ağabeyi fidel ile tanıştırdı . che tanışır tanışmaz fidel'in bir devrim lideri olduğunu anladı. bundan sonrasını biliyorsunuz. batista'nın devrilip, sosyalist küba'nın kurulması falan filan. bana göre che doyumsuz bir insandı. önce guetamala sonra küba.. yaptıklarını yaptıktan sonra acıkan bir canavar yani fuser gibiydi. hep daha fazlasını istedi ve bu onun ölümüne neden oldu. eğer küba'yı bırakmayıp kalsaydı inanın küba şuan daha iyi bir ülke olurdu. kim bilir? belki de olmazdı.
arkadaşıyla yaptığı bu geziden bir kaç yıl sonra fidel castro ile tanıştı. ondan öncesine gidecek olursak babası bask, annesi irlanda kökenlidir. bu yüzdendir ki ailesi yüzünden hep siyasetle iç içe büyüdü. ailesinin aksine onun "sol" tarafı daha ağır basıyordu.
doğuştan astım hastasıydı, bu yüzdendir ailesi onun tedavisi için 2 kere şehir değiştirmiştir. astım hastalığına rağmen çok iyi bir rugby oyuncusuydu. bu yüzden olacak ki kendisine azgın yani fuser lakabı takılmıştı. tekrar buenos aires'e taşındıklarından sonra doktor olmak için üniversiteye başladı.
1955 yılında raul castro, onu, ağabeyi fidel ile tanıştırdı . che tanışır tanışmaz fidel'in bir devrim lideri olduğunu anladı. bundan sonrasını biliyorsunuz. batista'nın devrilip, sosyalist küba'nın kurulması falan filan. bana göre che doyumsuz bir insandı. önce guetamala sonra küba.. yaptıklarını yaptıktan sonra acıkan bir canavar yani fuser gibiydi. hep daha fazlasını istedi ve bu onun ölümüne neden oldu. eğer küba'yı bırakmayıp kalsaydı inanın küba şuan daha iyi bir ülke olurdu. kim bilir? belki de olmazdı.
che'nin yanında esamesi okunamayan liderimsi varlık.
az önce izlemeyi bitirdiğim 2017 avustralya yapımı film. hayat küçük bir tesadüflerle doludur. eğer yossi, marcus ile tanışmasa olaylar böyle şekillenir miydi? bilinmez. insanoğlunun her zaman doğaya yenileceğini en iyi şekilde anlatmıştır film. öyle ahım şahım şeyler beklemeyin. yalın ama öz anlatır.
eğer uzun bir yola gidecekseniz misal izmir-istanbul, olabildiğince erken çıkmaya çalışın. dönemeçlerden ve ışıklardan önce veya hemen sonra durmayın. çoğu sürücü buralardan geçerken ve geçtikten sonra hızlanıyor.
cinsel organı değil hayaları 90 cm olan adamdır.