esasen korkulmaması gereken ama aynı ölçüde korkulması gerekendir. delilik, toplumun çarpıklığını net bir şekilde görebilen insanın yaşama katlanamama ve kendini topluma göre delilik olan hal ile yansıtabilmesi durumudur.

bu korku insana zihni durdurma ya da susturma isteği verir. korkuyu kabullenmek ve onunla harmanlanmak lazım. Bu korkuyu özellikle şu aralar duyumsamaktayım. bazı günler bunu daha yoğun hissediyorum ve özellikle son zamanlarda bir halat ruhumu sıkıca sarıyormuş gibi hissediyorum. Boğuluyorum ve sesimi duyan yok. Gerçekten kimim ben? Ne hissettiğimi önemseyen biri var mı gerçekten? Bir kurtarıcı istemiyorum, benimle birlikte boğulacak birine ihtiyacım var. Sadece yanında ben varım diye boğulmaktan ya da delirmekten korkmayacak birine... ya da boşver, kimseyi istemiyorum. Yapayalnız boğulmak ve ciğerimin tuzlu suyla dolduğunu hissetmek.

Delilik neden ölümü çağırıştırıyor bana onu da bilmiyorum ya neyse siktir et.

(bkz: deliliğe övgü)
mutlu olmalarıdır. dinleme alışkanlıklarının olmaması, fanatizm gibi özellikler de görülebilir.
reha muhtar'lar, mehmet ali erbil'ler, ibrahim tatlıses'ler derken malzemesi bol türk televizyon tarihinin en unutulmayan anlarıdır. benim için listenin bir numarasında hakan taşıyan'ın şebnem kısaparmak'ın kanal 7'deki programına sarhoş çıkması var. *

(bkz: hadi kafamıza göre bir şey yapalım)

o kilitler açılsın lütfen
gece burası güvenli mi diye sorduğunuz adamın, aman aman burada türkler var dikkat edin, diye cevap vermesi.
yer: italya.
11:00 gibi oran-dikmen dağlarında başlayıp sonradan çankaya ovasına da inen kar yağışıdır. tutacak gibi görünüyor.
benim aklıma ilk gelen inatla kireç çözücü kullanmayıp 4 çamaşır makinesi eskiten abladır.