dikdörtgen taşlar, taşları dizmek için istekalar ile oynanan bir şans, mantık ve hafıza oyunu. Okey sözcüğü, aynı zamanda oyundaki joker taşının adıdır. ... Oyun başlangıcında bir oyuncuya on beş, diğer üç oyuncuya on dört taş verilir. Elinde on beş taş olan oyuncu oyunu başlatır ve taş atar.
(birine) derdini, sıkıntılarını, duygularını anlatmak.
Termostat, sıcaklığı istenen ölçüde sabit tutabilen bir tür kontrol aracıdır. Sıcaklıktaki değişim, termostattaki duyarlı bir parçaya tesir ederek bunun elektrik veya basınç sinyali göndererek bir ısıtma veya soğutma sistemini kontrol etmesini sağlar.
Gustavo Alfredo Santaolalla, Arjantinli müzisyen, film müziği bestecisi ve yapımcı. 2005 ve 2006 yıllarında sırasıyla Brokeback Mountain ve Babel filmleriyle En İyi Film Müziği dalında Oscar kazanmıştır.
Philip David Charles Collins, veya genel olarak bilinen adıyla Phil Collins, 30 Ocak 1951 tarihli Chiswick, Londra, İngiltere doğumlu pop/rock müzisyeni, aktör ve baterist. Collins aynı zamanda ünlü rock grubu Genesis'in vokalisti ve bateristi olarak da tanınmaktadır.
Bu sanacciyi friendships adlı müziğiyle tanıyabiliriz. Akılda kalıcı bir molediyle unlenmistir.
cumhuriyet gazetesi'nin bir süredir gündeme taşımaya çalıştığı, benimse yıllaaaar önce çektiğim şu fotoğrafla birebir şahit olduğum olaydır ve doğrudur! ankara'da da (bkz: melih gökçek) 20 yıldan uzun süre alevi köylerine asfalt yapmadı.
Toner, lazer yazıcı ya da fotokopi makinelerinde toner kartuşu aracılığıyla kağıtlara yazdırılan görüntüleri ve metinleri oluşturmak adına kullanılan toz karışımdır.
bir şeyin gerçeğe ve aslına uygunluğuna bakma.
antabuse takipçilerinin bildiği üzere başlığın tabii ki bir uzun hali var: "hakkımızda her şeyin hayırlısını diledikten sonra her işin tersine gitmesi" olacaktı.
bakın böyle bir şey hakikaten var: evrene gönderdiğimiz mesajın kriptosunda mı artık sıkıntı var yoksa murphy kanunu mudur nedir, olumlama yaptıktan sonra aksi istikamette gidişattan kurtulamıyoruz.
örneğin ben yeni iş istedim, olmadı. hatta üstüne üstük eski işim temcit pilavı gibi önüme yeni bir yemekmiş gibi sunulur oldu.
dedim evliliğim var, hayırlısı budur belki. yok arkadaş! o da değil yani, yıllar sonra bunu da anlıyorum. evliliğin de bir numarası yok. (hatta bana kaderimin bir oyunumu bu nakaratı dilimde dolanıyor)
o yüzden bundan sonra işlerimin selameti açısından hayırlı olsun yerine "aman tırrık gibi gitsin", "ne hali varsa görsün" veya "b.kunda boğulsun" demek daha pozitif sonuçlar çıkarmaya yakındır düşüncesindeyim.
ezcümle: beklenti satın alınır, gerçekler satılır.
bakın böyle bir şey hakikaten var: evrene gönderdiğimiz mesajın kriptosunda mı artık sıkıntı var yoksa murphy kanunu mudur nedir, olumlama yaptıktan sonra aksi istikamette gidişattan kurtulamıyoruz.
örneğin ben yeni iş istedim, olmadı. hatta üstüne üstük eski işim temcit pilavı gibi önüme yeni bir yemekmiş gibi sunulur oldu.
dedim evliliğim var, hayırlısı budur belki. yok arkadaş! o da değil yani, yıllar sonra bunu da anlıyorum. evliliğin de bir numarası yok. (hatta bana kaderimin bir oyunumu bu nakaratı dilimde dolanıyor)
o yüzden bundan sonra işlerimin selameti açısından hayırlı olsun yerine "aman tırrık gibi gitsin", "ne hali varsa görsün" veya "b.kunda boğulsun" demek daha pozitif sonuçlar çıkarmaya yakındır düşüncesindeyim.
ezcümle: beklenti satın alınır, gerçekler satılır.