Benzer problemleri olan bence dünyanın en güzel iki şehrinin versusu.

İki şehirde de yaşayanların pahalılıkla ilgili büyük problemleri olduğunu biliyoruz.

Ayrıca trafik konusunda da büyük düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Hava kirliliği konusunda ise londra büyükşehir belediyesi sınırlı bölgelerde “Ultra Low Emissions Zone” uygulamasına geçerek güzel bir adım atsa da her iki şehir de bu konudan çok çekiyor.

İki şehirin en güzel yanı çok kadim olmaları. Sokaklarında yürürken şehirlerin tarihlerini buram buram hissedebiliyorsunuz. istanbul’da bu bölgelerin korunmasına fazla dikkat edilmese de Londra’da çok katı kurallarla tarihi bölgeler ve ören yerleri muhafaza altındadır.
750 milyon dolarlık olduğu söylenen Ankapark açılışından 6 ay sonra batmış. yazık oldu paralarımıza
Güneş gibi, güneşimsi anlamlarına gelen çok sevdiğim kürtçe kadın adı.
Aslında bir gün değil dünyanın her günü korumamız gerekir onları, böyle bir gün gerekli mi bilemedim.
Resmi Gazete’de yer alan Cumhurbaşkanı kararı ile Suriye’de, Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak El-Bab’da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Azez’de İslami İlimler Fakültesi ve Afrin’de Eğitim Fakültesi kurulması kararlaştırıldı.
Haftalardır ankaralılar tarafından beklenen festivali hiçbir gerekçe gostermeden iptal eden ticari isletme sahiplerine ait olaydır.
dünyadaki her ülke ile ilgili 10-15 dakika arası video çekip, ülkenin demografisi, sosyal yapısı, ekonomik durumu, tarihi, komşularıyla ilişkileri ile ilgili bilgiler veren youtube kanalı. bazı yorumlarını ıkçı bulanlar olsa da bence çok eğlenceli ve bir ülkeye seyahat edilmeden önce yüzeysel bilgi edinmek için harika bir kaynak bence. aşağıya bir nüsha bırakıyorum
albania
Kız çocuklarının, “Baban duymasın,” diyerek korkutularak içe kapanık büyütülmediği, eşitlik hakkında her zaman bilgi edindiği, kendi “kız gibi”liğiyle gurur duyarak yetiştirildiği ve maalesef ülkemizde öldürülmedikleri günler görmek dileğiyle.

Arda Arel
pink floyd’un şahane eserlerinden sadece bir tanesi. roger waters’ın baştan sona kendisinin kurgulayıp, sözlerini yazdığı ve bestelediği 1979’da yayımlanan albümleri the wall’ın en önemli parçası.

Ayrıca parçayı dinlerken irkilmemek elde değildir. Yine de herkeste farklı bir etki yaratır.

Bende ise sanki biri bana sesleniyormuş hissi uyandırır. Aslında her kelimesini ben üstüme alınırım bu şarkının.

Sayfalarca yazabilirim bu şarkı hakkında ama boş konuşmuş olurum ve ne hissettiğimi yine de anlatamam. Onun için gözlerinizi kapatıp yüksek sesle bir kere dinleyin. İşte o zaman belki beni anlayabilirsiniz.

pink floyd - hey you

Ben buraya türkçe çevirisini de bırakayım amme hizmetinde bulunmuş olayım bari.

“hey sen, dışarda soğukta duran
yalnızlaşan, yaşlanan

beni anlıyor musun?

hey sen, dar geçitlerde duran

ayakları kaşınan ve gülüşleri solan
beni anlıyor musun?

hey sen, ışığı gömmelerine yardım
etme

savaşmadan pes etme


Hey sen, orada yalnız başına duran

çıplak telefonun başında oturan

bana dokunur muydun?

hey sen, kulağını duvara dayamış

birinin seslenmesini bekleyen

bana dokunur muydun?

hey sen, taşı taşımamda yardım eder miydin bana?

kalbini aç, yuvaya dönüyorum

ama bu yalnızca hayaldi

duvar çok yüksekti

senin de gördüğün gibi

o, ne kadar uğraşsa da 

özgürlüğe erişemedi

ve solucanlar beynini kemirdi



Hey sen, yolun ortasında duran

hep sana söyleneni yapan

bana yardım edebilir misin?

hey sen, duvarın ötesindeki

salonda şişeleri kıran

bana yardım edebilir misin?

hey sen, bana hiç umut yok deme
birlikte duruyoruz ayakta, ayrılırsak düşeriz.”

Buraya da orjinal sözlerini bırakıyorum.

“Hey you, out there in the cold
Getting lonely, getting old
Can you feel me?
Hey you, standing in the aisles
With itchy feet and fading smiles
Can you feel me?
Hey you, don't help them to bury the light
Don't give in without a fight

Hey you out there on your own
Sitting naked by the phone
Would you touch me?
Hey you with you ear against the wall
Waiting for someone to call out
Would you touch me?
Hey you, would you help me to carry the stone?
Open your heart, I'm coming home

But it was only fantasy
The wall was too high
As you can see
No matter how he tried
He could not break free
And the worms ate into his brain

Hey you, out there on the road
Always doing what you're told
Can you help me?
Hey you, out there beyond the wall
Breaking bottles in the hall
Can you help me?
Hey you, don't tell me there's no hope at all
Together we stand, divided we fall”