netflix in shooter adlı dizisinin 2. sezonu 1. bölümü izliyordum. Bir terörist saldırısı olduğunu düşündükleri bir saldırı gerçekleşiyor. Olaydan sonra ölen kişilerin Türk olduğu ortaya çıkınca ordan bi polis bunlar genelde işid gibi vb örgütlerle iş birliği içinde şeyler söylemeye başlıyor ve bu benim sinirimi birden zıplatı verdi. Türk ile işidin ne alakası var ? Türk ile bir terör örgütünü nasıl bağdaştırabilirler ? Biz zaten doğuda çoğu terör örgütüyle savaş halindeyiz. Neyin tantanası bu ? Netflix de bu aralar müslümanlara karşı algı operasyonları da yapılıyor. Biz de müslüman olduğumuz için mi acaba bu terör örgütleriyle bağdaştırılıyoruz. Bodyguard dizisinde müslümanlara karşı olan algı operasyonu hakkında yorumum da oldu ona da şu linkden ulaşabilirsiniz : http://gezginsozluk.org/e/bodyguard-67723
iki kuzenim var. birinin babası emekli paşa, diğeri evli çocuklu kendi halinde evinin babası. uzun süre görüşmeyince bir buluşma ayarlayıp taksim’deki solera winery‘de toplaştık. ortam zaten göt kadar ama şahane. herkes birbiriyle kaynaşmış ve biz 3 kişi 4 şişe şarap içtik. kafamız hoş, etrafa gülücükler atıyoruz ama çok iyiyiz. neyse gecenin ilerleyen saatleri mekandan ayrıldık. kuzenlerden biri “abi bi cila atalım mı?” demesiyle hikayemiz başladı.

nevizade’de şu an ismini hatırlamadığım bir mekana oturup bomonti filtresizlerimizi söyledik. henüz ilk şişenin ortalarına gelmemişken gençler ben lavavoya diyerek aralarından sıyrıldım. kusuyorum, kuzenlerin yanına gidiyorum, iki dakika sonra gidip yine kusuyorum. onlarda henüz bir şey yok.

mekandan ayrıldık ve babası emekli asker olan kuzen alkol aldığı için o geceyi geçirmek üzere harbiye orduevi’ne gitti. ben diğeriyle minibüslere binmek üzere mis sokağa girdik. çok sıra beklemeden cevizlibağ minibüsüne bindik. arka dörtlüye yanyana kurulduk. minibüs henüz tarlabaşı caddesinde ilerlerken ikimizde böğür böğür kusmaya başladık. bizi minibüsten attılar.

indiğimizde kusmaya devam ediyorduk. bu arada iki tane transeksüel’in bize koşarak geldiğini ve “yetişin çocuklar kan kusuyor!!” diye bağırdığını duydum. genç bir çocuk da elindeki plastik şişedekisuyu yüzümüze atmaya çalışıyordu. ben bir ara kafamı kaldırıp transeksüellerden birine “ abi kan değil şarap” dedim. etrafımıza polisler de gelmişti. neyse ben biraz kendime geldim. polis bana ambulans çağırabileceğini, alkol zehirlenmesi geçirmiş olabileceğimizi söyledi. yok abi karıştırdık biraz, sen bize bir taksi çağır yeter dedim. çok geçmeden bir taksi yanaştı. unkapanı sarnıçlara gelmeden ikimizde yine takside kusmaya başladık. adam sağa çekip bagajdan kaptığı bidonu kafamızdan aşağı boca etmeye başladı. ben cevizlibağ’da indiğimde kuzenim bayılmıştı bile. zavallı çocuk kendine bir türlü gelemediği için sabaha kadar taksici sokaklarda dolanıp durmuş.

ben ise bindiğim metrobüs ile iki durakta bir inip kusmaya devam ediyordum. eve vardığımda banyoda öğürerek safra çıkardığımı hatırlıyorum.

bu olaydan sonra 1 sene ağzıma alkol koyamadım. resmen tiksindim. işin özeti, şarap ve birayı karıştırmayın gençler.

edit: imla
kasalı bir pikap aracına otostop çekilir yaz günüdür akdenizin ılık rüzgarları teninize işler iken (bkz: eddie vedder - guaranteed) dinlenir.

(bkz: hayata dair güzel detaylar)
(bkz: 17 yaş) ağaç yaşken eğilir felsefesi ile çıkmış olduğum yol ve ilk kampımı yaptığım yaş. bu arada sözlüğün en genci hala benim sanırım...
bir çocuğa kahkaha attırmak, yolda tanıştıklarımız ile normal hayatta karşılaşmak, otostopta aynı araca gidiş-dönüş denk gelmektir.

(bkz: basit şeylerden mutlu olmak)
keşfetme ve özgürlük ruhu olmadan gidilen her kamp kamp değil piknik olacaktır.
fethiye'den 3 günlük güzel bir kamptan sonra yaşadığım perişanlık ve rezillik içeren olaydır: 40 derecede siyahlara bürünüp 8 kilometrelik şehirden dışarı doğru yürüme sonrası oluşan ve 25 kilo çantanın omuzlarımdaki kızarıklıkları acıtması ve suyumun bitmesi diyerek sizi ağlatabilirim ama muslukları sıkın 4 saat boyunca beklediğim yolda ayaklarımın altında eriyen kalitesiz asfalt kokusu ile umutsuz ve ağlamaklı bekleyişimin en nihayetinde biri durdu diyip zombi gibi yanına doğru yürüdüm ve abi ben aydın a doğru atar mısın dememle birlikte cevabı beklemeden kendimi içine attığım araç aeni seviyorum beni kurtardığın için teşekkürler 48 TSF 233(öyle bişi idi)
tek bir cümle söylüyorum: kamyoncu ağabeyin osuruğunun gürültüsü ile uyandım ve camlar açılmıyordu

(bkz: 1 cümlelik korku hikayeleri)
sözlük an itibari ile 24 saatte 2 kullanıcının aktif olması ve tüm başlıkları benim açmış olmam öldüğünü gösteriyor
(bkz: ölü sözlükte yazar olmak)
Kimse varmıı sesimi duyan var mıı hooooooop !!!