80-90 kuşağı iyi bilir efenim o yeteneksiz veletler az kafamızı şişirmemişti. ama ben öylemiydim?Yılan hikayesini flütle öyle bir çalardım ki civardaki tüm menejerler kapımızda kuyruk olurdu.
eypio'nun çukur için yaptığı dizi müziği. bir dizi müziği olmasının yanında tek başına da oldukça iyi bir parça olmuş. canlı çalınan enstrümanlar parçaya ayrı bir hava katmış.
eypio | gömün beni çukura
sözleri de şöyle:
Ben buradan ayrılmam, şaşmadan pusulam
Geceler farksızdır, kancık bir pusudan
Sevdikte katlandık, inan her bokuna
Hepimiz ölcezde gömün beni çukura
Verse:
Eğer seninki hayatsa
İnan bizimki ömür değil,
Yaktık gençliğin her yanını,
Yanan bu gençlik kömür değil
Her yanlış eder bir mermi,
Bu da sanmaki kimseye ödül değil
Düşman saplasa hançerini,
Dostum var bu da bize ölüm değil
Koşarız ölüme bu da sorun değil
Çukurdayız baba eğilmeyin
Rüzgar döndürüyor bu değirmeni
Kurudu gözlerimdeki nehirlerim
Kimseyi satmam zehirlerim kendimi
Mahalle bizim kesin
Çukura düştü diye sevinmeyin
Anne karnındaki gibi evimdeyim
Nakarat x2:
Ben buradan ayrılmam, şaşmadan pusulam
Geceler farksızdır, kancık bir pusudan
Sevdikte katlandık, inan her bokuna
Hepimiz ölcezde gömün beni çukura
eypio | gömün beni çukura
sözleri de şöyle:
Ben buradan ayrılmam, şaşmadan pusulam
Geceler farksızdır, kancık bir pusudan
Sevdikte katlandık, inan her bokuna
Hepimiz ölcezde gömün beni çukura
Verse:
Eğer seninki hayatsa
İnan bizimki ömür değil,
Yaktık gençliğin her yanını,
Yanan bu gençlik kömür değil
Her yanlış eder bir mermi,
Bu da sanmaki kimseye ödül değil
Düşman saplasa hançerini,
Dostum var bu da bize ölüm değil
Koşarız ölüme bu da sorun değil
Çukurdayız baba eğilmeyin
Rüzgar döndürüyor bu değirmeni
Kurudu gözlerimdeki nehirlerim
Kimseyi satmam zehirlerim kendimi
Mahalle bizim kesin
Çukura düştü diye sevinmeyin
Anne karnındaki gibi evimdeyim
Nakarat x2:
Ben buradan ayrılmam, şaşmadan pusulam
Geceler farksızdır, kancık bir pusudan
Sevdikte katlandık, inan her bokuna
Hepimiz ölcezde gömün beni çukura
pazar günleri Panayia Evangelistria Kilisesinin olduğu yere kurulur. herşeyin bir alıcısı vardır tanımı bu pazarda geçerlidir. kolu bacağı kopmuş barbie bebekler bile 25 kuruştan alıcı bulabilir. aklınıza gelebilecek her türlü çer çöpün satılık olduğu pazarda dikkatli gezerseniz ilginç eşyalar bulabilirsiniz. biz eskiden cumartesi günleri taksimde içip eğlenip sabah güneş doğmaya yakın yürüyerek bu pazara inerdik. cebimizde 15-20 lira varsa bir çuval kıyafet alabiliyorduk. 1 liraya çanta , pantolon , tişört , mont aklınıza ne geliyorsa alabiliyordunuz. hatta pazarlık yaparsanız bazen fiyatı 75 kuruşa bile düşebiliyordu. bir keresinde buradan 1 liraya çanta aldık , çantanın derinliklerinden 1 lira daha çıktı onunla da iki tane kazak aldık. en kötü cebimizde para bitince pazarın çöpüne atlar burada çöplerin içinden güzel kıyafetler bulurduk. çöpten çıkan pislik içinde görünen kıyafetleri evde yıkadığımızda pırıl pırıl olurdu. böyle bereketli bir yerdi. artık eskisi kadar uğramasam da dolar yükseldi diye midir nedir artık aynı kıyafetlere pantolonlara 5 lira fiyat çekebiliyorlar.
dip not: eğer fazla dikkatsiz biriyseniz cüzdanınız çalınabilir. siz dikkatli gezin.
dip not: eğer fazla dikkatsiz biriyseniz cüzdanınız çalınabilir. siz dikkatli gezin.
Kendisini 1 kere sırf rahatlığından dolayı almıştım , 4-5 avrupa seyahetim boyunca, çoğu yerde de aldığına pişman oluyorsun, otobüsün 10 euro olduğu iki ülke arasına 20 euro tren rezervasyon parası ödüyorsun , önceden iskandinavda rezervasyon istemiyordu ki , şimdi en düşük rez ücreti 100 krondan başlıyor arkadaş 100 kron bir döner parası onlarda ama bizde 50 tlye denk geliyor .
Ha trenlere rezsiz biner misin binersin, ama yakalanırsan da kol gibi ceza kesiyorlar.
Gençler artık interrail hiç avantajlı değil , hele teyze-amca olduysanız +27 hiç de hiç değil.
kullanın goeuro.com u , bütçenizi gereksiz yere zorlamayın.
Ha trenlere rezsiz biner misin binersin, ama yakalanırsan da kol gibi ceza kesiyorlar.
Gençler artık interrail hiç avantajlı değil , hele teyze-amca olduysanız +27 hiç de hiç değil.
kullanın goeuro.com u , bütçenizi gereksiz yere zorlamayın.
her yağmur yağdığında caddelerin suyla dolmasıyla oluşan durum
Madagaskar'la özdeşleşen geniş gövdeli ve çok uzun ömürlü bir ağaç türü.
Küçük Prens kitabında da yer alan bu efsanevi ağaç türü aslında Afrika ve Avustralya'da da yetişmektedir. Meyvesi ve taze yaprakları yenir.
Rivayete göre Şeytan baobab ağacını topraktan koparırcasına ayırır ve ters olarak, kökleri dışarıda kalacak şekilde, dallarını toprağa daldırarak yeniden diker.
Diğer bir efsaneye göre ise yeryüzündeki ilk ağaçlardan biri olan baobab, zarif ve narin palmiye ağacı ile karşılaştığında kıskançlık krizine kapılır ve onun gibi uzun boylu olmak dileğiyle ağlamaya başlar. Ateş ağacının kırmızı çiçeklerini gördüğünde bu sefer de çiçek açmak arzusuna kapılır. Azametli incir ağacını ve olgun meyvelerini gördüğünde de o da meyve verebilmek için Tanrı’ya dua eder. Bu bitmez tükenmez istekler karşısında Tanrı kızar, baobabı kökünden koparırcasına söker ve tepetaklak bir şekilde tekrardan toprağa diker
Bilhassa günbatımında manzarası enfestir, fikir vermesi bakımından kendi çektiğim bir fotoyu ekliyorum :)

Küçük Prens kitabında da yer alan bu efsanevi ağaç türü aslında Afrika ve Avustralya'da da yetişmektedir. Meyvesi ve taze yaprakları yenir.
Rivayete göre Şeytan baobab ağacını topraktan koparırcasına ayırır ve ters olarak, kökleri dışarıda kalacak şekilde, dallarını toprağa daldırarak yeniden diker.
Diğer bir efsaneye göre ise yeryüzündeki ilk ağaçlardan biri olan baobab, zarif ve narin palmiye ağacı ile karşılaştığında kıskançlık krizine kapılır ve onun gibi uzun boylu olmak dileğiyle ağlamaya başlar. Ateş ağacının kırmızı çiçeklerini gördüğünde bu sefer de çiçek açmak arzusuna kapılır. Azametli incir ağacını ve olgun meyvelerini gördüğünde de o da meyve verebilmek için Tanrı’ya dua eder. Bu bitmez tükenmez istekler karşısında Tanrı kızar, baobabı kökünden koparırcasına söker ve tepetaklak bir şekilde tekrardan toprağa diker
Bilhassa günbatımında manzarası enfestir, fikir vermesi bakımından kendi çektiğim bir fotoyu ekliyorum :)

zamanın limewire i kapatıldıktan sonra yıkılan umutları yeşerten ve "elimizde avucumuzda ne varsa onlara veriyık" diyen "beleş en ucuzdur" mottosundaki platformdur.
seederı bol leecherı az torrentler.
en meşhurları için
(bkz: utorrent)
(bkz: bittorrent)
seederı bol leecherı az torrentler.
en meşhurları için
(bkz: utorrent)
(bkz: bittorrent)
zamanında ODTÜ öğrencileri tarafından "hoccam" olarak kurulup daha sonra "hocam" olarak ülke genelinde sadece üniversite öğrencilerini barındıran, üyelikte geçe kalmayanların bolca ekmeğini yediği sosyal platformdur. üyelikler yönetim tarafından azar azar açılmaktadır ve erkek-dişi oranı sağlanmaya çalışılmaktadır. ban sistemi felakettir.
zamanında çoğu aktif 3500 online bulunurken şu sıralar hepsi pasif 500 online zor bulunmaktadır. tadı tuzu kalmamıştır.
zamanında çoğu aktif 3500 online bulunurken şu sıralar hepsi pasif 500 online zor bulunmaktadır. tadı tuzu kalmamıştır.
bu sözlükte takılmamın ve yazar olmamın en önemli sebeplerinden birisidir.
vay efendim falanca takımla filanca takım maç yapıyormuş başlığı altında:
- milletin birbirine sırf tutulmayan takım nedeniyle aşağılama girişimleri,
- takım futbolcuların hile yapmaları durumunda bu oyuncuların anneleri hakkında çarpıcı iftiralar atılması,
- hakemlerin cinsel tercihleri hakkinda seviyeyiz söz öbekleri kullanımı,
vb. çokça küfür duymak mümkündür.
ne olursa olsun bir gezginsözlük yazarı sözlük içerisinde maç muhabbetine girmemeli, seviyeyi düşülmemelidir.
şimdiden bu entry'i dikkate alan yazarlara teşekkür ederim.
vay efendim falanca takımla filanca takım maç yapıyormuş başlığı altında:
- milletin birbirine sırf tutulmayan takım nedeniyle aşağılama girişimleri,
- takım futbolcuların hile yapmaları durumunda bu oyuncuların anneleri hakkında çarpıcı iftiralar atılması,
- hakemlerin cinsel tercihleri hakkinda seviyeyiz söz öbekleri kullanımı,
vb. çokça küfür duymak mümkündür.
ne olursa olsun bir gezginsözlük yazarı sözlük içerisinde maç muhabbetine girmemeli, seviyeyi düşülmemelidir.
şimdiden bu entry'i dikkate alan yazarlara teşekkür ederim.
Bir gültendayıoğlu romanı. 10 yaş üzeri için uygun olduğu söyleniyor olsa da ben bunu çocukların okuyabileceği türde bir roman olarak görmüyorum.
Çocukluğumun en büyük travmalarından biri tartışmasız bu romandır. Barındırdığı dram, çocuk dünyası için biraz değil epey fazla.
Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız.
Çocukluğumun en büyük travmalarından biri tartışmasız bu romandır. Barındırdığı dram, çocuk dünyası için biraz değil epey fazla.
Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayınız.