evet arkadaşlar annem bugüne kadar 100'ün üzerinde yabancı misafir ağırladı ve ingilizcesi olmamasına rağmen hepsiyle çok güzel anlaştı. şuanda da evini erasmus öğrencileriyle paylaşıyor. nasıl mı ?
hikayenin başına dönecek olursak; ben yıllardır couchsurfing etkinlikleri düzenliyorum haliyle hergün neredeyse misafirim oldu bugüne kadar. evin kapasitesi yetmediği bir gün annemi arayıp durumu izah ettim. kabul etmesiyle başladı bu döngü.. artık o kadar sıradanlaşmıştı ki anneme gönderdiğim misafirler; haftada 3-4 kişiyi buluyor sayı düştüğünde annem sitem ediyordu. anneme ''anne nasıl anlaşıyorsunuz'' dediğimde ''her şey için dil mi gerek oğlum anlaşmak istedikten sonra anlaşırsın'' dedi. bir gün annemin turist ile iletişimine şahit oldum. kadın gayet rahat ve güvenle vucut dilini kullanıyor bazı ingilizce komutları da öğrenmiş (come, go, eat, sleep vb) araya da onları serpiştiriyordu. sanırsın türkçe sohbet ediyor. bir gün ''sen yurtdışına gitsen hiç zorlanmasın'' diyorduk kadın yine özgüvenli bir şekilde ''geze geze 3-5 kelime öğrenirsin eee bir de vucut dilini kullandın mı iş bitti. neden bu gençler dil bilmiyorum diye özgüvensiz oluyorlar'' dedi ve biz dumur... şuanda da 2 erasmus öğrencisi kendisine eşlik ediyor. onlar anneme ingilizce annemde onlara türkçe öğretiyor..
bu anlattığım hikaye sahibi annem 50 yaşında. sağlık sorunları olmasa yurtdışına çıkacaktı. parayı ve dili öne sürenlere yaşantısını anlatıyor.
(bkz: gezginanne)
Hepimiz oyunlar oynarız ve hayal gücümüzü geliştiririz oynadığınız oyunlar neler belki oynadığımız ortak oyunlar vardır mesela benim offline oynadığım oyunlar sayısız ama online olarak
-League of legends
-cs go
00'lı yılların ilk yarısında, myspace'in yeni yeni popülerleştiği, güven erkin erkal'ın yüxexes'i sunduğu ancak dream tv'den herkesin pek de haberdar olmadığı zamanlardı. dream tv izliyorsan kuğlsun.

neyse efendim myspace'ten keşfettim bu nevi şahsına münhasır ekibi ve açıkçası o zamanki ergen enerjime müthiş de gelmedi değil. (ama kafamız nasıl iyi) liseyi bitirdim, dershaneye gittim, üniversiteye başladım. her zaman kulağımda oldular. içimdeki enerjiyle hislerimin bütünleştiği yerde second'ın müziği ve şarkı sözleri oldu.

sonra uzunca bir süre sustular. hiçbir zaman da mainstream'e oynamadılar zaten de. bu kadar susuş iyi değildi. arada özgün'ü duysak da bir yerlerden second susmuştu. ta ki 2013'e kadar. iki klipli şarkılı, küfürlü konulu şarkı bırakıp yine toz oldular.

geç gençlikten ilk yetişkinliğe geçtiğim şu dönemde hala second bana iyi geliyor ve dinledikçe keyifleniyorum.

özgün, serhat yapın abi bir şeyler.

second | eski ve kusurlu

second | son bir şans daha
#vlc

müziklere etiketleme yapabileceğim, kendi kafama göre bir sistem kurabileceğim esnek bir uygulama bilen var mı?(offline)
atatürk üniversitesi tarafından 5 juri üyesinin onayıyla doktora tezi olarak kabul edilmiş çalışma. meraklısı buyursun burdan baksın: tezcik

ben lise de hoca olsam ve dönem ödevi diye bir öğrenci bunu getirse kabul etmem, gel gör ki bu beyfendiler doktora tezi olmaya layık görmüşler.. eh her kasabaya üniversite açarsan böyle olur diye eleştiri moduna geçmek istiyorum ama geçemiyorum çünkü atatürk üniversitesi köklü bir üniversite. (en azından ben bugüne kadar öyle olduğunu sanıyordum) yılların köklü üniversitelerinde kalite bu ise, vay türk bilim/akademik dünyasının haline diyorum... gerçi tubıtak yarışmalarında dua ile büyüyen çiçek fasülye deneylerini birinci ilan eden ülkeden belki de biz çok şey bekliyoruz. herşeyi geçtim, hadi kaliten yok, torpille bi şekilde doktora programına kabul edilmişsin, yarım yamalak birşeyler yapmışsın. hadi juri üyeleri de kalitesiz.. sonuç bu diyelim de ulan insan biraz utanırda ingilizce özet için açar 3dk sözlüğe bakar.. author (yazar) auther diye; book (kitap) boks diye yazılır mı? zaten içerik sıfır :)
Küçüklüğümün eğlencesi, sabah okula gitmek için tam yola koyulacakken tv de yayınlanıyordu çok üzülürdüm kaçırdığım için.her yaştan insana hitap eden hiçbir zaman eskimeyecek olan her izlediğimde o çocukluk yıllarımın anıları gözümde canlanır ve başlar bi iç çekmeler keşke çoçuk kalabilsem söylemleri...Tom kedinin jerry de farenin ismi sürekli tom' un jerry 'i kovaladığı bi senaryo üzerine kuruludur.fakat ikiside çok samimi dostlardır.seslendirmenin olmadığı sadece aralara efektler eklenerek hazırlanan çizgi filmdir.gelecek nesillerin bu güzel yapımı görmemesi gerçekten çok acı...