Jack london okuyanlar bilir 1800'lerin sonu 1900'lerin başındaki dünya'nın en güçlü devletler de olan sefaleti. jack london sırf bunu anlatmak için londra'da 2 ay yaşamış ve uçurum insanlarını yazmıştır. insanların kuruşlarla çok ağır işlerde çok saatler çalışmak zorunda olduğu hastalığın fakirliğin kol gezdiği böyle bir dönemde 1881'de dünya'ya gelip (neler başardığını anlatmaya gerek dahi yok) atatürk olabilmek taktire ayrı bir şayan bence.
Jack London, Amerikalı gazeteci ve roman yazarı. altın avcısı. maceracı. şahsen en sevdiğim yazarlardandır romanlarında ve kitaplarında hep kendini anlatır. kendini güzel anlattığından veya sosyalist olmasından seviyorumdur belki. bir ara ölmek istemiş ve "beni hayata bağlayan tek şey halk" demiştir.
Dün gece arkadaşıma gitmeye çalışırken google haritaların beni çıkardığı yol piyerlotinin üstündeki mezarlıklardı. Yol diye gösterdiği yer mezarlığın içinde duvarlara sıfır çıkmaz bir yoldu. Kapıdan dışarısındaki arabaları görmek ama. çıkamamak, duvarlara sıfır yolda geri geri çıkabilmek, (yol düzde değil ve direkelr var yer yer) bir saatimi aldı. Sağ sol aynalarım biraz hasar görmüş olabilir. İnsanların eve gittiği kestirme yoldu sanırım duvarların üstüne çıkıp yürümek zorunda kaldılar. Çıktım döndüm bu sefer diğer taraftaki çıkmaz yola gonderecekken beni çocuklar imdadıma yetişti. Abla şurdan at kendini dışarı dediler. Yoksa halim haraptı. Kimsenin tepki vermeyip duvar üstünden yürüyerek gitmelerinden bu durumun hep yaşandığını düşündüm. Girişinde herhangi bir uyarı da yoktu. Komik mi? Sanırım ama yaşarken hic öyle olmuyor
yerli durum komedisi. bir aile komedisidir. Yayın hayatında çeşitli nedenlere bağlı olarak dalgalanmalar olmasına rağmen yayınlandığı dönemlerde televizyon dizileri arasında farklı mecralarda ilgi uyandıran ve izlenme oranları ile her zaman üst sıralarda kendine yer bulan, ayrıca toplumsal almamda adından sıkça söz ettiren bir durum komedisi örneği olarak Türkiye gündemindeki yerini daima korumuştur. Olay örgüsünün merkezinde yer alan aile kurumu ve yapısal özellikleri bakımından Türk toplumunun sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına dayanan, geleneksel modern çatışmasını bir arada yansıtmaya çalışan bir tür olarak temsiller bağlamında farklılıkları da yansıtmaktadır.

Hedef kitle olarak genç ve orta yaş grubu hedef alınsa da dizinin yapımcılığını üstlenen Birol Güven’in de belirttiği gibi çocuklar duymasın dizisi her yaştan ve her kesimden insana seslenen çok yönlü bir dizi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yönetmenliğini Bora Tekay’ın üstlendiği dizide yapımcılığını ise Birol Güven yapmaktadır. Yayınlandığı günden itibaren birçok kanal değiştiren dizide Tamer Karadağlı, Pınar Altuğ, Ferdi Akarnur, Furkan Kızılay, Ayşecan Tatari ve Zeyno Günenç gibi daha birçok önemli oyuncu bulunmakla birlikte toplamda 43 oyuncu kadrosu bulunmaktadır. Yapımını Mint Prodüksiyonun üstlendiği Çocuklar Duymasın adlı durum komedisi toplamda 6 sezon ve 393 bölüm ekranlarda kalarak uzun süreli bir yapım olduğunu kanıtlamıştır.

Dizi karakterleri içerisinde geleneksel yapıya ve ailesine bağlı tüketim pratiklerine karşı ise tutucu tavırlar sergileyen Haluk karakteri 19 ve onun tam zıttı olan Meltemin iş hayatında kariyer sahibi, gelir düzeyi yüksek, kendisine özen gösteren, bakımlı, beğendiği bir şeyi almaktan geri durmayan, azimli ve başarılı bir iş kadını, aynı zamanda ailesine bağlı bir ev hanımı olarak gündelik yaşam pratiklerine de açık olan modern bir bireydir. Bu çekirdek aile örneğinde olay örgüsü merkeze alınan bu aile etrafında, belirli ve sınırlı bir mekanda, ayrıca büyük çoğunluğu iç mekanda gerçekleşmekte ve yaratılan geleneksel modern çatışmasından da sürekli olarak modern olanın baskın çıktığı, geleneksel olanın da duruma uygun hareket ettiği görülmektedir. Dizinin ilk çıktığı yıllarda televizyon yayıncılığında ciddi anlamda ses getirmiş tekrar bölümleri dahi reyting sıralamasında uzun süre zirvedeki yerini korumuştur.
12yil oncesine kadar varolan izmır Basmane'den başlayıp Diyarbakır'a kadar giden yaklaşık 40 saat süren bitmek bilmeyen yolculuğun adresi olan dünyanın en yavaş trenidir.

Her istasyonda durduğu için ismini bilmediğiniz onlarca küçük kasaba ya da ilçeyi görmüş olur, Afyonda verdiği bir buçuk saatlik molayla Afyon şehrini dolaşıp geri gelebileceğiniz kadar boş vakti size sağlardı.

Esli türk filmlerinde gördüğünüz keçiyle tavukla bilimum hayvanatla yolculuk yapar köşede bağlama çalan amcadan saç bas kavga eden romanlara, yankesicilik yaparken yakalanıp dayak yiyen adamdan karısını tekme tokat döven barzoya, yere çul serip çocuklarıyla evde hasladigi yumurtayı soğan eşliğinde yiyen kadına kadar yurdumun her çeşit insanıyla karşılaşırdınız. Trenin Mersin yenice izmir arasındaki 26 saatlik mesafeyi otobüs biletinin yaklaşık 10 da biri fiyatına gidebilirdiniz.
Sabah 7 de başlayıp ertesi gün 9a 10 akadar süren yolculuğu bana yasattigi onlarca garip anıyla her zaman yadettigim şimdilerde garip bir şekilde özlem duyduğum Posta treni keşke geri gelsen
pes 2013'de ara pasları kaçırmayan, gerçek hayatta da bir o kadar mükemmel oyuncu. arjantin'lidir, karısı maradona'nın kızıdır. oğlunun dedesi maradona, vaftiz babası messi, babası da agüero. düşünün bu çocuğun geleceğini.
ayla filmini izleyenlerin anlayamadığı savaş.

biz o yıllarda yaşamadık dolayısıyla bizim için ne desek boş. benim babam o yıllarda askermiş (evet babam 1930 doğumlu)

o yıllarda artan bir sovyet baskısı var. adamlar paso bizim topraklarımızı istiyor, kafamı bozma bak ha girerim diyor. babamın anlattığına göre o yıllarda ordumuz vasat. ne adam gibi tankımız var ne de tüfeğimiz. ülkede kıtlık yok ama var da gibi. şeker bulmak bir nimet.

eh hâl böyle olunca dayanacak birileri aranıyor yoksa ülke elden gidecek. sovyetler sınır bölgemizde paso tatbikat yapıp göz dağı veriyor. sonunda diyorlar nato'ya girelim. sovyetler bize saldırırsa en azından bir destekleyen olur bizi. zaten bm üyesi olan türkiye böyle bir durumda eğer çağırılırsa gitmek durumunda.

velhasıl gidiliyor, sonrası belli. nato'ya kabul,türkiye o yıllarda başlıyor sırtını amerika'ya yaslamaya hala da öyle. bunun mimarı için ;
(bkz: adnan menderes)
Yılmaz erdoğan müzikali. İzlemeyen varsa mutlaka izlesin derim. Gelmeyen elazığ otobüsü, olgun şimşek in uzun havaları, demet akbağ ın sabah kalktım yatak keban repliği. Tam 90 lar havası..

Geçen dumanlıyım aklıma geldi açtım izledim ne çok özlemişim yahu. Tabi hüzünlü sahneler içimi parçalamadı değil
Daha önce 45 günlük multi giriş aldığım vize türü. Avrupa’daki en kolay shengen verilen ülke hollanda diyebilirim.

Bu arada daha önce vfs üzerinden almıştım. Bugün konsolosluğu arayıp direk konsolosluktan başvuru yapabilirmiyim diye sordum ve “evet” cevabı aldım fakat randevu alınabilecek herhangi bir yer yok. hollandavesen.nl adresine bakın dediler ama orada randevu alma sistemi yok. Bilen eden biri var mıdır?
4 yıllık lise eğitimi boyunca doğa ve insan ilişkisini öğreten, çevre duyarlılığı kazanılmasını sağlayan, en önemlisi gezgin ruhlarımızı okşayan, yola çıkmamızı, yolda olmamızı sağlayan, keşif güdümüzü harekete geçiren coğrafya dersi için; üniversiteye giriş sınavlarında biçilen değer 6 adet soru... Yani bu demek oluyor ki 4 sene coğrafya dersi gören bir lise öğrencisi, bu dersin karşılığı yılda 1,5 soruya eşdeğer...

Bir kere Dünya vatandaşı olabilmek için önemli bir derstir coğrafya. Ataları gezgin olan bu ülkenin çocuklarına yapılabilecek en kötü şeylerden biridir belki de bu karar. Acilen geri adım atılmalı.

Bir Coğrafya öğretmeni olarak da change.org da bir imza kampanyası başlattım. Destek olmak isteyenler, buyrunuz arkadaşlarım
Change.org imza kampanyası