tam başık “müzik eşliğinde torpido çekip story atanların ortak özelliği” olacaktı ama başlık sınırına takıldı.

gözlemlediğim kadarıyla bu kişilikler kesinlikle survivor izleyip her cümlesinde mutlaka “aynen” kelimesini kullanıyorlar. sıkıntı yok karşim, eyvallah, allaha emanet gibi klişeler olmazsa olmazları. beylikdüzü’nde konuşlandıkları konusunda aldığım bilgiler sağlam.
milyarlarca insan, 12 tane burç var ve birileri çıkıp yıldızlara bakarak bu 12 burcu yorumluyor. milyarları 12ye böldüğümüzde çok fazla aynı şeyleri yaşanası gereken insan ediyor. e ne oldu şimdi? mesela ben ağustosta doğdum diye mükemmeliyetçi lüks düşkünü, başkası nisanda mayısta falan doğdu diye çok duygusal olmak zorunda mı? hele bi de sosyal medyada şeyler dönüyor “burçların kıyafetleri, en bilmem ne burçlar, bilmemnaapmanız gereken burçlar” arkadaşlar kendimize gelelim... ne demişler: yıldızlar da kayar durmaz yerinde...
rahatlık ve kafa dağıtma açısından yadsınamaz bir gerçek olduğu kanısındayım. hele yüzme ve plaj voleybolu ile pek aranız yoksa ideal olandır.

öte yandan; toplu taşımada kitap okursun şov derler, kütüphanede okursun inek derler, evde okursun babalar gelir "amma çok okuyon haaa" derler... bu açılardan bakıldığında da doğruluğunun sağlaması yapıldığı fikrindeyim.
Euro ve dolar kurunun zıplamasıyla alınması gereken önlemlerdir.
Malum paramız durduğu yerde günden güne eriyor. Yaza 1-1,5 ay almanya'ya gitmek istiyorum. Çalışmaya başlasam bile ay sonunda param erimiş olacak.(öğrenciyim) Bu yüzden dolar/euro cinsinden para kazanabileceğim mümkünse online işlere yönelmek istiyorum. Önerilerinizi bekliyorum
Cehalet, yoksulluk ve yoksunluğun derinlemesine işlendiği yine az replikli suskun ve bir o kadar görsel kaliteye sahip türk filmi.

Zamanında istanbul modern’de 'sizin perşembeniz' günlerinde ücretsiz girip izlemiştim. bir de o dönem rauf filmi vardı ve ben bu iki filme hasta olmuştum.

fragman
Ürdünde bir markette eşi tarafından önce tartaklanan kimsenin müdahale etmemesi ve kaçamaması ile sonra da canice ateşe verilen kadının görüntülerini gördüğümden beri kanımın donduğu olaydır. Müdahale edilmemesine mi yoksa söndürmək istəyən adamın kadına vurmasına mi birinin anında çıkıp yardım etməyə calismamasina mi yoksa gerçekten pişmiş beyinli arapların gerçekten hala və ısrarla bu kadar aptal bir toplum olmayı sürdürüyor olmasına mı üzüleyim bilemedim.
link şudur
eskişehir'de temellerini atmış daha sonra ankara bir grup olarak ün yapmış efsanevi cover grubudur. david guetta'dan linkin park'a kadar her şarkının efsane yorumlarını dinlemenizi şiddet ile öneririm.
başlık çok farklı olabilirdi sözlük ahalisi ama farklı mecralara çekilebilir diye şimdilik böyle yazdım. çok uzatmadan konumuza gireceğim. biliyorum böyle şeyler anlatılmaz ama yardımrail’de kendisini öğrenci, yardıma ihtiyacı olan şeklinde lanse ederek insanların hassas noktalarını kullanan tiplere dikkat etmemiz için bunları yazıyorum.

x bir şehirden y şehrine okumak için gelen bir hanım kızımız yardımrail’de evinde eşyası olmadığını belirterek bir konu açmıştı. en az benim kadar duyarlı pek çok üye kendisine yardım etmiştir, bundan şüphem yok. ben de kendisine özelden mesaj göndererek en azından durumları toparlayana kadar istediği takdirde yemeksepeti aracılığıyla yemek göndermek istediğimi belirttim. bu arada ben istanbul’dayım, hanım kızınız başka şehirde. kızımız önce yadırgasa da daha sonra kabul etti bu yardım talebimi.

özel sektörde çalıştığım ve oldukça yoğun bir sosyal hayatım olduğu için kendisi hakkında detaylı bilgi edinecek, kendisiyle az da olsa messenger aracılığıyla konuşabilecek zamanım hiç olmadı. bırakın iş - yaşam dengesini, özyaşamıma bile ayıracak zamanım yok, ki kendisiyle 10dk bile konuşacak zamanı bulayım.

bu hanım kızımızın tüm yemek isteğini geri çevirmedim. ne istediyse gönderdim. kebap dedi, bir buçuk porsiyon gönderdim; pide dedi yine bir buçuk gönderdim; o istemeden salatalar, yanında içli köfteler yollattım, helal hoş olsun.

ancak bu gönderme olayı artık bir süre sonra otomatiğe bağlandı. messenger’da bana sadece “yemeeek” diye yazıyor, ben de siparişi alıp gönderiyordum. bu yaklaşık 4 ay kadar böyle sürdü. bu 4 aylık sürede bu hanım kızımız bir selam dahi vermedi. “merhaba, nasılsınız?” diye bile sormadı. haliyle sosyal olarak iletişime hiç geçmedik. bir zamanını bulup bu soruyu kendisine yönelttiğimde, benim kendisine yazabilme ihtimaline karşı böyle bir iletişime girmekten kaçındığını söyledi.

o günden sonra kendisine yaptığım yardımları kestim, hatta yardımrail grubundan da ayrıldım.

grup yöneticileri biliyorum bu başlığı okuyacaklar ama kendisini öğrenci olarak tanıtıp yardım isteyen, kendisine istiyor gibi imaj vererek eşine dostuna arkadaşına indirim ya da prime kodu isteyenlerin sayısının her geçen gün arttığını farkettim (birkaçını enseledim de).

konunun özeti şu ki, gerçekten hiçbir karşılık beklemeden aylardır yardım ettiğiniz bir insanın kendisine asılacağımı düşünerek bir merhabayı bile çok görmesi insanda derin bir üzüntü bırakıyor. kendisi göya eğitimli, hatta eğitim fakültesi mezunuydu ancak genetiğinizde kötü insan kodu varsa herkesi de kendiniz gibi biliyorsunuz.
Her yaralı hayvanın tedavi masrafını üstlendiğinde daha mutlu olan ve şevkle çalışan, hayata pozitif bakan, kitap okumayı ve üretmeyi seven, yaşama ve canlıya saygı gösteren çok güzel bir ekibin meyvesidir.