İlk kamplara çıktığım zamanlarda ateş başında otururken hayatı düşünme evresinde gelen his.
Ateş üstünde henüz kaynamış çaydan bir bardak almışken hayatı, insanları, sevdiklerini düşünme evresinde onlar şimdi ne yapıyor nelerle meşguller ben buradayım peki neden? Sorularının ardından gelir.
Yapılması gereken ise derin bir nefes çekip gülümsemek. Çünkü biz hissettiğimiz şeyi yapıyoruz
gezdiğimiz yerler, bunlar için kullanılan vasıtalar ve gezi ile ilgili planlamaların yapıldığı başlıkların bulunduğu sekme gezgin sekmesidir.

benim şahsen diğer olarak adlandırdığım, gezi dışı entrylerin bulunduğu sekme ise gündem sekmesidir.

örneğin bu başlığın gezi ile bir alakası yok, o yüzden gündem sekmesinde açılmıştır.
şimdi siz yardırmadan önce ben hemen söyleyeyim, damacana taşıyan adamın da ekmeği ekmek sette sabahlayan adamın da. velhasılı kelam burada damacana taşımayı falan kötülemiyorum, belki aranızda vurgulamak istediğim mevzuyu anlayan vardır.
,
yıllarca okul okuduk hede hödö dramına parmak atmayacağım kesinlikle ama hayallerimize giden yolda neyi eksik yapıyoruz a dostlar? burada yeri geliyor telefonlara bakıp "tamamdır ablacım, gönderiyorum hemen" diyip, peşine servise çıkıp "zam geldi abla, yapacak bi' şeyimiz yok" demekle geçiyor günlerim ve ben kendime acımadan edemiyorum. edemiyorum çünkü öyle ya da böyle kazandığım bazı meziyetler olduğunu ve bu meziyetleri kendi ellerimle paslanmaya ittiğime inanıyorum. inanın burada çalışırken bir yandan "mesleğim" olarak adlandırdığım alan üzerine bir ton şey için çaba veriyorum. bunlar editing, grafik vesaire dahil fakat yetmiyor.

hayır mesele doyumsuzluk değil, mesele göz açlığı da değil, peki mesele ne? tek sıkıntım her gün set tozu yutmak isterken şu postu yazarken bile yanı başımda zırıl zırıl çalan telefonlara cevap vermek zorunda olmam - ki bu cevaplar yarın ki çekimin planlarıyla ilgili değil, ablamız aldığı suyun tadını musluk suyuna benzetmiş, o kadar parayı niye veriyormuş? isteseymiş musluktan doldururmuş, müşteri hep haklıymış-.

öyle veya böyle hala bir şeyler için çabalıyor ve her ne kadar istemeden de yapsam yaptığım işe bir şeyler katmaya çabalıyorum. damacana su satmak için ne kadar bir çaban ve katkın olabilir demeyin, oluyor bir şeyler. şuraya iki cümle yazıp sizlerle derdimi paylaşayım derken kendimi tutamayıp azıcık, birazcık uzun bir yazı yazmışım. eminim bu tür dertlerden müzdarip olan bir milyon arkadaşım daha vardır hiç tanımadığım ama umutsuzluğumuzun bir kenarında tanıştığım. merak etmeyin bu yazıda yazdıklarım kadar melankolik bir insan değilim ve umuyorum ki bir sonra ki "iş" temalı yazım daha umutlu, mutlu ve gururlu olacaktır.

buralara kadar tahammül edip de okuduysanız kuş koysunlar yolunuza, mutlu kalın.

edit: yazım hatası. nicesi vardır elbet, kusuruma bakmayın.
meral akşener önderliğinde gün itibarıyla kurulan yeni siyasal parti. Logosundaki iyi sözünün yazımı köktürkçe kayı boyunun yazımına benziyor.
Çanakkale Bolayır'da kurulacak köydür.
Sahi Çanakkale Bolayır'da ki köyümüze ne oldu ?
ilk olarak abant kış kampında tanıştığım saykodelik şarkı icra eden sanatçı. en sevilen eseri için ;

(bkz: still)
gelibolu merkeze girmeden shell'in yanında ki benzinlikten köy yoluna girince ortalama 1 saatte gidilen, soraz denizine bağlanan mükemmel koy. dalgıçların uğrak yeri.
2013 senesinde gittiğimde ücretsiz, oldukça kalabalık karavanların ve konteyner evlerin olduğu şirin bir yerken 2017 senesinde gidince hüsrana uğratan yer. devlet tarafından arazi özel bir firmaya kiralanmış çadır için kişi başı gecelik 30TL ücret istiyorlar. tek verdikleri temiz duş ve wc .
istanbul'da karadenizde kıyısında olan tabiat parkı. yaz aylarında bütün istanbul'un kalabalığını barından adım başı çadır kuranları görebileceğiniz ormanlık sahil.
3 kişi kendi çadırımızla konaklama için 90tl istemişlerdi. pazarlıkla 65tl vermiştik.