yine bir cem yılmaz baş yapıtı olan film. 2010 yılında gösterime girmiştir, kalite olarak gora ve arog kadar kalitelidir lakin bizim yüce (!) türk milletimiz bu filmdeki ince esprileri anlayamadığı için pek gülmemiştir.
Kadınlar için evliliğin bu kadar baş tacı gozukmesi garip. Önceki hayatını tamamen silmek ister gibi sosyal medyada bile hic zaman kaybetmeden soyadi değiştirmeyi akıl etmeleri de garip. Herkesin giydiğine kimse karışamaz tabi ama gözlemlediğim en garip durumlardan birisidir bu.
Paris'te Louvre Müzesinde sergilenen en önemli eserlerden bir tanesi Venus de Milo'dur. aşk ve guzellik tanrıçası Afrodit'in temsili gezegeni Venüs'tür. Milo'nun Venüs'ü anlamına gelen eser adini Milos adasından almaktadir.
Heykelin kayıp kolları ile ne yapıyor oluşu hep merak edilmiştir. Adanın kontrolu 1820 li yıllarda Osmanlı İmparatorluğundaydi ve o zamanlar bu heykel yüzünden Türkler ve Fransızlar arasında çatışma yaşanmıştır. Sonrası görüldüğü gibi Louvre Müzesinde kendine yer bulmuş Mona Lisa ile yarışacak üne sahip bir heykel.
bir galatasaray'lı olarak beşiktaş'a başarılar dilediğim bugün Porto'da yapılacak karşılaşma.
konuşmalar arasında duyabileceğimiz entellikte ama özünde bir hastalık adıdır. Terleme, kaygı, korkma ya da titreme şeklinde cereyan eden durum.
Almanya'nın sanayi şehirlerinin birisi olması dışında bizim bu alaman akrabalarımızın genelde çalıştığı getto'laşmış bir şehir. sokağa çıktığınızda zaten perdeciler, gelinlikçiler, bakkallar, lokantalar türk tabelalar ile görüp arka fonda türkçe konuşmalar duyunca tamamen kendinizi türkiye'de hissedebiliyorsunuz.
gözlerini kaçırma şeklinde olabildiği gibi, burnuna sürekli dokunma ihtiyacı ya da soruya soru ile cevap vermek şeklinde tezahür edebilir.
türkiye'de asgari ücret ile çalışan bir kişinin 640 saatlik emeğinin karşılığında alabileceği teknolojinin son harikası apple ürünüdür.
mevlânâ celaleddin-i rumi, h. 606/ m. 1209 yılında horosan’ın belh şehinde dünyaya gelmiştir. babası bahaeddin veled, hz. ebubekir’in soyundan gelmektedir. “efendimiz” manasındaki “mevlânâ” ünvanı onu yüceltmek maksadıyla söylenmiştir. kendisini en iyi özetleyen cümleleri ise bana göre:

"madem ki insansın… madem ki duyuyor, düşünüyor ve seziyorsun,…

büyük hakikati bulmak için gönlünü ve idrakini yoracaksın.

duyduklarını ve bulduklarını söyleyeceksin.

sen söyleyemezsen, ruhunun vasıl olduğu sırları şiirlere, sazlara ve semalara söyleteceksin.

bütün bunlarla dahi söylenemeyecek ölçüde büyük sırlara erdiğin zamansa;

işte o zaman susacaksın... "