Rus yazar. Anna karenina, savaş ve barış, diriliş gibi önemli yapıtları kaleme alan kişi.
Prunus cerasus.
Kiraza benzeyen fakat ondan daha ekşi olan meyvedir. Enfes bir şey.
kişinin görevinden veya işinden kendi rızasıyla ayrılmasıdır. Arapça kökenli bir kelimedir.

Edit: yerli yersiz istifa etmeyiniz.
Osmanlı'da özellikle 19. asrın ilk yarısından itibaren onlarca kürt isyanı var. erbil, süleymaniye, hakkari, ve Diyarbakır en çok isyanın çıktığı yerlerdir. son dönnemelerde bırakılan bir problemdir. türkiye döneminde de bitmemiştir. tüm isyanlar bu yazıda ele alınmış.
link
Güftesi yahya kemal beyatlı’ya, bestesi ve icrası münir nureddin selçuk’a ait olan hicaz makamındaki eser.

leyla bir özge candır ile birlikte en sevdiğim münir nurettin eseridir.

münir nureddin selçuk-aziz istanbul

“Ah ah Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim sevmediğim hiçbir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan
Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan
Ah ah Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul”
Çin asıllı doktor ve yazar. Polisiye ve gerilim türünde muhteşem kitaplar yazan kadın.
Güftesi vecdi bingöl’e, bestesi sadettin kaynak’a ve icrası münir nureddin selçuk’a ait fevkalade bir eserdir.

münir nureddin selçuk-leyla bir özge candır

“Leyla bir özge candır
Kara gözlü ceylandır
Doyulmaz hüsn-ü andır
Kanılmaz bir içim su
Leyla, Leyla, ah Leyla
Dillerde sözlenen o
Yollarda gözlenen o
Yürekten özlenen o
Her gönülde o arzu
Leyla, Leyla, ah Leyla
Aşıklar levend olsa
Sevdalar kemend olsa
Birbirine bend olsa
Ele geçmez o ahu
Leyla, Leyla, ah Leyla”
ahmet ümit’in aşka dair hikayelerden oluşan enfes kitabıdır. Her bölümde aşkın farklı bir halinin işlendiği kitapta şüphesiz en can alıcı kısım kitaba ismini veren son hikayedir.
“İşte böyle rafo... anlat, dedin, anlattım. Bu gece artık son demiştim kendime. Artık o bara gitmeyeceğim. Olmadı rafo, yine geldim. Nasıl ki bir köpek, onu terk eden sahibini bırakmaz, kokusunu aldığı her yerde peşinden koşar durur, ben de öyle oldum işte rafo. Stefan beni istemediği halde, bir başka kadın için beni terk edip gittiği halde ben onu bırakamıyorum, sahibini arayan bir köpek gibi hala peşinden koşturup duruyorum...”
ayak fetişizmi‘nin el versiyonudur. Bende de bir parça olduğunu, ukrayna’dayken saksafon çalan bir sokak müzisyeninin elleriyle yaptığı o sanata bakakalırken fark etmiştim. Bendeki el güzelliği algısı zariflikten ya da estetiklikten çok o ellerle yaptığı işle ilgili. Bir enstrüman çalması, yazı yazması, kamera kullanması ya da beli kavraması gibi unsurlar beni etkiliyor daha çok.

Edit: kendimi ifşa etmeyi bırakmam gerek artık.*
Çok doğru bir atasözüdür. Kelimelerin silahtan daha güçlü bir savunma mekanizması olduğunu ifade eder.

Edit: birde abimin eline kalem batırdığımda kalemin keskinliğini doğruladım. Yani test edilip onaylanmıştır. *