yuvarlakçay- köyceğiz.
koşun koşun gelin. çöpleri de dışarı atın. bira şişelerini sakın yanınıza almayın, atın doğaya gitsin. neme lazım, götünüze kaçabilir.
koşun koşun gelin. çöpleri de dışarı atın. bira şişelerini sakın yanınıza almayın, atın doğaya gitsin. neme lazım, götünüze kaçabilir.
boş konuşan insan sesi.
karpuz- peynir.
yani bu kadar zıt dünyaları olup birlikte güzel giden yiyecek kadarı yoktur.
yani bu kadar zıt dünyaları olup birlikte güzel giden yiyecek kadarı yoktur.
2019 yılı için sınırlı sayıda basılan bilekliklerdir. İlk standa gelen gezginsozluk.org yazarlarına verilecektir. Verdiğimiz nickleri kaydediyoruz, sonra aynı yazar nickiyle almaya çalışmayın, dalga geçeriz.
askerleri sivil hayata hazırlamaya çalışan bir klinikte gelişen olayları konu alan, sam esmail'in yönetip julia roberts'ın başrolünde oynadığı, 2018 yapımı etkileyici bir psikolojik gerilim dizisi.
13 Ağustos 14 Ağustosa bağlandığı andan itibaren sokaklarda müthiş bir kutlama başlar. Müthiş bir şölen. Eğer yanınızda Türk bayrağı varsa etrafınız bir anda yüzlerce kişi ile dolar.
Son olarak; Pakistan zindabad.
Son olarak; Pakistan zindabad.
özellikle de sabahın ilk ışıklarında yapıldığında ruhunun arşa kadar uzanmasına vesile olan eylem.
geliniz anlatayım.
şimdi öyle bir yere gittiniz ki, etrafınızda kimsecikler yok; tabii kuşları, börtü böcekleri, solucanları ve sahilde yaşayan diğer doğa canlılarını saymazsak.
adım adım gidelim;
sabahın ilk ışıklarında güneşin teninize temasıyla uyandınız.
güneşin; "kalk hadi, koş, zıpla! " çağrısını duydunuz.
uyandıktan 1 dakika içinde denize baktınız ve deniz tamamiyle hareketlenmek için sizi bekliyor.(denizi gören bir yerde uyumanız gerekiyor.)
öncelikle üzerinizde olan pijamalarla denize yürümeye başladınız.
ardından bu yürümeniz, size yetmedi ve adımınızı sıklaştırdınız.
adım sıklaştırmak da size yetmedi ve koşmaya başladınız!
vücudunuzun ilk temas hali ayaklarınızı, ayak parmaklarınızı hafiften gıdıklamayla oldum o gıdıklama içinizi aldı ve bir an olsun durakladınız.
duraklamadan sonra, direkt olarak kendinizi denizin kucağına bıraktınız.
o gelen ilk soğukluk, denizin vücudunuza nüfuzunun başladığının işaretçisi.
bu size yetmedi, denizi tamamen hissetmek istediniz. tişörtünüzü çıkarıp kenara fırlattınız.
bu da size yetmedi. pijamanızı çıkardınız.
evet, bu da yetmedi. iç çamaşırlarınızı çıkardınız ve o an bu dünyada olmadığınızı düşündürecek o hissi birden doruklarda yaşamaya başladınız; özgürlük.
denizle tamamiyle içsel, tamamiyle doğal hissettiğinizde anlayacaksınız; ne kadar boktan yaşadığınızı.
biraz süre kaldıktan sonra etrafa koşmaya başladınız. evet, o his bunları yapacak kadar enerji de veriyor.
sonra çadırınızda uykunuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
bu mu yani?" demeyin.
deneyin, görün.
geliniz anlatayım.
şimdi öyle bir yere gittiniz ki, etrafınızda kimsecikler yok; tabii kuşları, börtü böcekleri, solucanları ve sahilde yaşayan diğer doğa canlılarını saymazsak.
adım adım gidelim;
sabahın ilk ışıklarında güneşin teninize temasıyla uyandınız.
güneşin; "kalk hadi, koş, zıpla! " çağrısını duydunuz.
uyandıktan 1 dakika içinde denize baktınız ve deniz tamamiyle hareketlenmek için sizi bekliyor.(denizi gören bir yerde uyumanız gerekiyor.)
öncelikle üzerinizde olan pijamalarla denize yürümeye başladınız.
ardından bu yürümeniz, size yetmedi ve adımınızı sıklaştırdınız.
adım sıklaştırmak da size yetmedi ve koşmaya başladınız!
vücudunuzun ilk temas hali ayaklarınızı, ayak parmaklarınızı hafiften gıdıklamayla oldum o gıdıklama içinizi aldı ve bir an olsun durakladınız.
duraklamadan sonra, direkt olarak kendinizi denizin kucağına bıraktınız.
o gelen ilk soğukluk, denizin vücudunuza nüfuzunun başladığının işaretçisi.
bu size yetmedi, denizi tamamen hissetmek istediniz. tişörtünüzü çıkarıp kenara fırlattınız.
bu da size yetmedi. pijamanızı çıkardınız.
evet, bu da yetmedi. iç çamaşırlarınızı çıkardınız ve o an bu dünyada olmadığınızı düşündürecek o hissi birden doruklarda yaşamaya başladınız; özgürlük.
denizle tamamiyle içsel, tamamiyle doğal hissettiğinizde anlayacaksınız; ne kadar boktan yaşadığınızı.
biraz süre kaldıktan sonra etrafa koşmaya başladınız. evet, o his bunları yapacak kadar enerji de veriyor.
sonra çadırınızda uykunuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
bu mu yani?" demeyin.
deneyin, görün.
o soruyu sorana istediği cevabı verip sevindirmek istemeyen insandır.
hastaneye anneyle değil de tek gidildiği an.
Barabar
Caner Malkoç : Klarnet, Saxofon, Flüt
Cihan Tanrıverdi : Elektro Gitar
Fırat İkisivri : Akustik Gitar, Elektro Gitar
Özgür Taş : Davul
Serkan Keskin : Bas Gitar
Serkan Polat : Djembe, Congas
Sibel Altan : Shaker
Taner Ölmez : Vokal
Barabar - Lingo lingo şişeler
Caner Malkoç : Klarnet, Saxofon, Flüt
Cihan Tanrıverdi : Elektro Gitar
Fırat İkisivri : Akustik Gitar, Elektro Gitar
Özgür Taş : Davul
Serkan Keskin : Bas Gitar
Serkan Polat : Djembe, Congas
Sibel Altan : Shaker
Taner Ölmez : Vokal
Barabar - Lingo lingo şişeler