Günümüzde çoğu şehrin meydanında yada sahil kenarında biyerinde harf harf o şehrin ismi yazılıyo ya hani kocaman. Heh işte bu yazıda hollandanın Amsterdam şehrinde ortaya çıkan ve şehrin sembolü haline gelmiş sanatsal bir yazı. Bu bizim şehirlerdeki yazıların biraz daha büyük hali. Bu akımın ilk ortaya çıktığı yerlerden birisi. Yazıyı tanımlayacak olursak baştaki sadece i ve a arasında boşluk var "i" harfi büyük ve yaklaşık iki metre boyunda "İ am" kısmı kırmızı "sterdam" kısmı beyazdır.

Görsel
https://encrypted-tbn2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSrr4EDXzHXL1jRnSJFDkq2m4yOfsojAyG7amWjixJAP3n1LIFnVOpzG3lcxA
Önce tanımını yapalım ;

Hippi yaşam tarzı, aslında bugünkü mutlak retçiliğin temellerini atan bir oluşumdur. Dünyanın, üzerindeki tüm bitki, hayvan ve insanlara ait olduğunu kabul eden apolitik bir görüştür.

Bu kadar hümanist duruş sergileyen kişilerin kapitalist dünya düzenin'de bir çark olması nasıl bir çelişkidir.
Halbuki nefes almamız için kapitalizmi yakamayan ama nefes almamız için delikler açan mücadeleci insanlar varken ?
asla ve asla doğru yazılamayan bir kelimedir. motosiklet kullancılarının bile "motorsiklet" dediği durumlarda imlâ kılavuzu kullanmaları gerektiğini her durumda hatırlatınız.
''Şimdi sana sigaramdan yüz bularak soruyorum nasılsın?''

Bunu yazan adamdan ne beklersin ki ?
İşte edebiyatla rapi harmanlayan hatta ilk ve tek harmanlayan gördüğüm en ilginç rapçilerden biri.
Aslen gemi mühendisi,konuşmasını bilen,yüzü hep gülen,okuyan,araştıran,kültürlü bir o kadar isyankar ve politik.

Gözlerde çekik ,mersinliymiş kesin yörük la buuu
ne bir sevenim var ne seven bir kalbim

demir attım yalnızlığa

yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte

artık bülbül ötmüyor gül dolu penceremde

...........................

daha devam edebilirim ama etmeyeceğim....


sevdiklerini unutur da insan ya sevmeyi unutursa???


problemin başladığı yer unutmakda değil hatırlayamamaktaaa hem de hisleri!!!!
bazı insanlar var ki bir anlık cesaretle yola çıkıp hayatları boyunca gezgin oluyorlar ve sabah 8 akşam 5 düzenine sıkışmadan yaşayabiliyorlar. bunu nasıl yapabildiklerini çok merak ediyorum.
1995 yılında Srebrenitsa'da yaşanan trajediye dair bir belgeseldir. Belgeselde Yugoslavya'nın parçalanmasıyla birlikte devam eden savaş hali, Birleşmiş Milletler tarafından 'güvenli bölge' olarak ilan edilen Srebrenitsa'ya sığınan Boşnakların sistematik bir şekilde öldürülmesi hatırlatılarak, günümüzde bu trajedinin şehir yaşamında nasıl yankı bulduğu takip edilir ve her yıl katliamın yıl dönümünde, toplu mezarlardan çıkarılan ve kimliği belirlenen şehitleri toprağa vermek üzere, yola çıkan gönüllülerin 130 kilometrelik "Adalet Yürüyüşü" de konu edinmiştir.