yıl 2017. minibüs içinde kadına tokat atmış, tartaklayıp olay yerinden topuklamış bir insansı var başrolde. bu insansı bizim toplumumuzu temsil etmektedir. kadınlara davranislarina göre bir halkın gelişmişlik seviyesi öngörülebilir. çok ama çok gerideyiz. hala.
severek kullandığım, parasını son kuruşuna kadar hakettiğini düşündüğüm uygulama.

sayesinde rahat rahat yasal müziğimi dinliyorum. beğendiğim şarkıları listeme atıp dışarı çıktığımda da offline olarak dinleyebiliyorum. bence göz ardı edilen en büyük nimeti şarkıların boyutunu seçebiliyor olmamız. ben en büyük boyutu seçtim yani şarkıların olabildiğince az sıkıştırılmış hallerini dinlemeye çalışıyorum ve psikolojik mi bilmiyorum ama iyi bir kulaklıkla aradaki farkı tespit edebildiğimi düşünüyorum.

burada bir listem var ve insanlar dinleyip çok beğendiklerini söyleyince beni de bir mutluluk kaplıyor. bazen sağ tarafta arkadaşlarımın gün içinde playlistimi dinlediğini görünce de seviniyorum.

eğer ayağınız buraya bir alışırsa, haftalık keşif özelliğinin tadını bir kere alırsanız bir daha müzik dinlemek için başka yere uğramazsınız.
merkezini beğenmediğim ama ilçelerine vurulduğum şehir. özellikle göreme'de mutlaka çadır kurmalı en azından 1 gece kalmalısınız.
"Karadeniz müziğini" belli tınılar dışında nevi şahsına münhasır bir biçimde ele alıp "rock'n roll'a" entegre ederek, bu topraklarda; barışı, sevgiyi,emeği ve mücadeleyi, yapmış olduğu müziğe nakşederek bir akım başlatan ve bu akımı dünyaya kısacık ömründe bile miras bırakabilen koca yürekli bir adamın, kendisinin çıkartmaya zamanı yetmediği albüm kapağından;
Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
k.koyuncu
Benim hatırladığım ilk şey kafamı sehpanın kenarına vurmam. Ne salakmışım lan.
Benim için oldukça zor olandır.

Annem otostop çektiğimi duysa kalp krizi geçirebilir.
ağva'dan doğuya doğru 5 km devam ettiğinizde karadeniz kıyısında , kalkerli kayaları suyun aşındırmasıyla oluşmuş güzel şekillere sahip koylar topluluğu.

kilimli restoranı sorsanız zaten size çoğu kişi yolu tarif edecektir.

restoranın önüne geldiğinizde yol sağa ve sola olmak üzere 2 ye ayrılıyor. (yolunuz restorana gitmesin çünkü 1.5lt su 5 lira)

sağ tarafta 2017 yılı itibariyle ; eğer çadırınızı sahile kurarsanız 20 lira , çadır alanına kurarsanız 30 lira isteyen bir işletme mevcut.

restoranın sağından devam edip sıkı bir patikayı takip ederseniz. 20-30 metrekarelik bir kaya parçasının üzerinde çadırınızı kurabilirsiniz. buranın avantajı manzarası çok iyi fakat çok dar bir alan . ne rahatsız etmek ne de edilmek istenenlerin konaklamak isteyebileceği bir yer değil,sabah burada keçilerle karşılaşmanız olası.

restorandan önceki çöp konteynerlerinin yanından sola doğru devam ederseniz arabanızı 20 metre aşağıya getirebilirsiniz.oradan sonra patikadan yaya olarak devam etmelisiniz.

patikayı bitirdikten sonra yine karşınıza sırasıyla 2 tane güzel manzaralı fakat ufak bir kaya parçaları çıkacak .

bu patikaları geçtikten sonra ,denizin aşındırmasıyla çok tatlı antik yollara benzeyen bir patika yol oluşmuş buradan dikkat edip aşağılara yuvarlanmadan sol tarafa devam edebilirsiniz.

antik roma yolu tadındaki köprüden geçtikten sonra geniş alan arayanlara güzel bir kosmos açılıyor. Bu açık alanda çadırı istediğiniz her yere kurabilirsiniz fakat bir kaç tavsiye vermek gerekirse ;

-köprü bitiminde hemen sol tarafa( alan (-) manzara (+) )
-köprünün bitiminde ki hafif yokuşu çıktıktan sonra 1.ve 2. tepelere ( alan (-) manzara (+) )
-3. ve 4. tepe arasında ki baya geniş olan aralığa ( alan (+) manzara (+) )
-ileride ki tepelere kurabilirsiniz yine. ( alan (-) manzara (+) )

buralarda hiç ağaç olmadığı için yaz aylarında saat 7 de güneşi baya baya yersiniz saat 6 dan sonra hava serinler ve 8 gibi güneş batar.bizim gibi güneş sevmeyenler ; köprüyü geçtikten sonra 200 metre devam edip sola giden patikayı takip ederek ağaçlıklı alanın doğu kısmına çadırlarını kurabilirler. bu gölge açısından sizi sadece 11 e kadar idare edecektir , hava serinleyene kadar ormana kaçabilir ve ya denize girebilirsiniz.denize girmek için köprüyü geçtikten sonra hemen sağdaki yerden aşağıya inip yüzebilirsiniz. eğer derseniz ki ben dik yokuş severim , 4. ve 5. tepe arasında da akvaryum kıvamında ki koya inebilirsiniz.

tavsiyeler;

alan açık olduğu için ; gölgelik getirmenizde fayda var.
deniz bu alanı iyi besliyor ve çiğ oluşuyor. bu yüzden odunları testere ile daha rahat kesebilirsiniz.
yüksek seste müzik açarak ve bağırarak çevredeki insanları rahatsız etmemenizde fayda var.